"Bazı hayatlar, büyük meydan savaşlarında değil, ekmek mücadelesinin en kutsal anında, yuvalarına dönüş yolunda son bulur."
SULAKYURT’TAN ANKARA’YA UZANAN ÇİLE YOLU
O, Kırıkkale’nin yiğit ve dirençli toprakları olan Sulakyurt ilçesinin bir evladıydı. Kökleri derinde, duruşu vakarlıydı. 50 yıllık ömrüne sığdırdığı büyük bir sorumluluk taşıyordu. O, sadece bir birey değil, Kayaş Köstence’de ikamet eden ve beş evladının geleceği için mücadele veren büyük bir ailenin sarsılmaz direğiydi. Sırtında taşıdığı yük, o dönemin tüm zorluklarına rağmen eğilmez bir babanın onuru ve adanmışlığıydı.
EMEĞİN VE AİLENİN KUTSAL KALESİ
Mesleği basitti, ama görevi kutsaldı: İşçi. Hacettepe Hastanesi’nin koridorlarında emeğiyle şifa dağıtan bir neferdi. Evliydi, beş evlat sahibiydi. Onun kahramanlığı, cephede tüfek tutmakta değil, her sabah sevdiklerini geride bırakıp, o dönemin karanlık caddelerinde rızkını arama cesaretini göstermekteydi. Onun savaşı, bir ailenin onurunu koruma ve geleceğini inşa etme savaşıydı. Yaşadığı her yıl, attığı her adım, eşi ve çocukları için çekilen bir çile, gösterilen bir fedakârlıktı.
O KARANLIK YILIN SONSUZLUK İMAMESİ
Takvimler, ülkenin en zorlu, en kanlı dönemlerinden birini gösteriyordu: 30 Mayıs 1980. Ankara’nın sokakları, sıradan insanların bile hedef olduğu bir çatışma alanına dönmüştü. O gün, kahramanımız Hacettepe’deki mesaisini tamamlamış, alın teriyle ıslanan gömleğiyle evinin, ailesinin sıcaklığına doğru yol alıyordu. O, siyasette taraf değil, sadece bir baba ve bir işçiydi.
GÖREVİN BİTTİĞİ, DESTANIN BAŞLADIĞI AN
Ne yazık ki, o yolculuk, son yolculuğu olacaktı. Görevi bitmişti ama destanı henüz başlamamıştı. Evine dönen masum bir vatandaşa kurulan hain bir pusu ile karşılaştı. Devrimci-solcu komünist militanlar, karanlık bir ideolojinin esiri olarak, onun tertemiz yuvasına giden yolu kana buladılar.
O an, bir işçi, bir baba, vatanının huzuru ve çocuklarının geleceği uğruna, omuzlarına aldığı sorumluluğun bedelini canıyla ödedi. O, sadece bir saldırıya uğramadı; evine dönerken, en temel hakkı olan yaşamı için şehadet şerbetini içti. Saldırının dehşeti, kahramanın son anlarında gösterdiği duruşun büyüklüğünü asla gölgeleyemedi. O, ailesi için verdiği mücadele yolunda, dimdik şehit düştü.
KIRIKKALE TOPRAĞINDA EBEDİ UYKU
50 yıllık onurlu mücadelesi Ankara’da sona erse de, ruhu ait olduğu yere geri döndü. Emeğiyle, dürüstlüğüyle ve fedakârlığıyla anılacak olan bu büyük kahraman, doğduğu topraklar olan Sulakyurt ilçesinde, emanetini yerine getirmiş bir nefer olarak ebediyete uğurlandı.
"O, 50 yıllık ömrünü ekmek mücadelesine adadı ve son nefesi, vatanın sessizce göğüslediği fedakârlıklar defterine altın harflerle yazıldı. Kahramanlık, bazen sadece evine dönme cesaretidir."