"Bazı isimler, doğmadan önce yazılan destanın yalnızca ilk dizesidir; gerisi, milletin hafızasına kanla kazınır."
KÖKLER VE MİRASIN YEMİNİ
Onun hikayesi, toprağa duyulan derin bir aidiyetle başlar. Vatanın kadim şehirlerinden Hatay’ın Reyhanlı ilçesi, onun dünyaya ilk gözlerini açtığı yerdi; kaderinin mührünü taşıyan kutlu topraklar. Gözlerini vatanın ışığına açtığı o ilçe, aynı zamanda, büyük mücadelenin ardından ruhunun huzur bulduğu, ebedi istirahatgâhı olacaktı. Hayatının başlangıcı ve son durağı, Reyhanlı’ydı; tıpkı bir nehrin doğduğu yere geri dönmesi gibi, o da yeminine sadık kalarak, doğduğu toprağa bir kahraman olarak geri dönecekti.
ADANMIŞLIĞIN PERDESİ
Kuru kâğıtlara yazılan unvanlar, onun davasının büyüklüğünü anlatmaya yetmezdi. Mesleği nedir? Resmi kayıtlarda bu bölüm belki de bir boşluktan ibaret kalmıştır; çünkü o, sıradan bir göreve sığmayacak bir neferdi. O’nun mesleği, bir adanmışlıktı. O’nun unvanı, metnin kuru satırlarında yer alan en değerli sıfatla anıldı: Ülküdaşımız. O, bir sıfat taşımadı, bir sorumluluk üstlendi. Maddi dünyanın ötesinde bir inançla, sessizce ve kararlılıkla yürüdü, gönlünü büyük davaya feda etti.
ADANA'DA YANAN ATEŞ
Mücadele, onu ait olduğu topraklardan binlerce kilometre uzağa, Adana’nın çetin sokaklarına sürüklemişti. Bir ülkü uğruna şehirler arası bir köprü kuran bu kahraman, ailesinin ve köklerinin sıcaklığından ayrılıp, karanlığın kol gezdiği bir zamana yürüyordu. Takvimler, tarihin en çalkantılı günlerinden biri olan 30 Mayıs 1980’i gösterirken, Adana Yurt Mahallesi, 603. Sokak; vatan sevgisinin bedelinin ödeneceği son meydan olmaya hazırlanıyordu.
SOKAKLARDA YAZILAN DESTAN
O karanlık günün detayları, ne yazık ki sadece zalimin gölgesinde saklı kaldı. O an, sokak lambalarının titrek ışığında neler yaşandı? Nasıl bir kuşatmaydı bu? Son sözleri neydi? Hangi hain eller, hangi alçakça saldırıyla bir ülküdaşa namlu doğrulttu? İşte bu bilinmezlik, onun fedakârlığını daha da yüceltmektedir.
Biliyoruz ki, o sokakta bir kahraman vardı ve o kahraman, kendisine yöneltilen silahlı saldırıya karşı geri adım atmadı. Savaşmadan düşmedi. Kayıtlara sadece "silahlı saldırıya uğradı" diye geçen o cümlenin ardında, bir yiğidin canını hiçe sayarak inancına sahip çıkışı yatmaktadır. O an, bir bireyin hayatı sona ermedi; bir davanın sarsılmaz duruşu, 30 Mayıs 1980 tarihinde, Yurt Mahallesi'nin o dar sokağında ebediyete yükseltildi.
HATAY’DA VUSLAT
Son nefesi Adana’da, kavga meydanında verilse de, ruhu ve aziz hatırası; doğduğu, ait olduğu ve uğruna mücadele ettiği topraklarda dinlenmeye çekildi. Hatay’ın Reyhanlı ilçesi, bir evladının şehadetinin nişanesi olarak tarih defterlerine kazındı. O, sadece toprağına değil, davasına verdiği sözü tutarak göğü delen bir meşale oldu.
"30 Mayıs 1980, onun ölüm tarihi değil, davasının ebedi yeminidir; bilinmeyen mesleği ve bilinmeyen son adımı, Türk Milleti’nin hafızasında bir onur madalyasıdır."