"Bazı hayatlar sadece yaşanmaz; bir davanın son kalesi, bir inancın sarsılmaz neferidirler."
BİR YÜREK VE BİR İDEAL: KİMLİĞİ
Mersin’in Tarsus ilçesine bağlı Sağlıklı beldesinde, Anadolu'nun kadim topraklarında bir yiğit doğdu: Apdil Gök. O, sadece bir isim değil, bir duruşun timsaliydi. Türk Milliyetçiliği davasına ömrünü adayan, Ülkücü yeminiyle yetişmiş bir adamdı. Adana’ya yerleşmiş, serbest mesleği olan tüp bayisi işletmeciliğiyle ailesinin rızkını dürüstçe temin eden, alnı açık bir vatandaştı. Ancak o, sadece tüccar değil, aynı zamanda davasının bekçisiydi. MHP Adana İl delegesi olarak, en zorlu günlerde bile bayrağı yere düşürmemeye yemin etmişti.
32 YILLIK ONUR VE MİRAS
Apdil Gök, henüz 32 yaşındaydı. Hayatının baharında, sorumlulukları ağır, imanı çeliktendi. Evliydi ve geride kutsal bir miras bırakacak iki evladının babasıydı. Adana’nın Yeşilevler Mahallesi, onun sadece ikametgâhı değil, inançlarının ve ailesinin korunaklı yuvasıydı. O günlerde, 1980’in kanlı gölgesinin tüm ülkeyi sardığı, yiğitlerin hedef tahtasına konduğu bilinmekteydi. Apdil Gök, bu tehlike çemberinin tam ortasında duruyor, duruşundan bir milim bile şaşmıyordu.
27 MAYIS 1980: O KARANLIK GÜN
Takvimler 27 Mayıs 1980’i gösteriyordu. Şafak sökmeden önceki o ağır, puslu gece... Apdil Gök, evinde, ailesiyle birlikteyken dışarıdaki ihanetin karanlık kolları, yuvaya uzandı. Cesaretin en büyük sınavı, insanın en savunmasız anında, kendi kutsal alanında gerçekleşir.
YUVADA VERİLEN DESTAN
Olay Günü yaşananlar, bir kahramanın son direnişini, bir ailenin yaşadığı en büyük dramı mühürledi. Gece geç saatlerde, iki komünist militan, Apdil Gök’ün evine sızdı. Bu, sadece bir siyasi cinayet değil, bir yuvaya ve bir inanca yapılan alçakça bir saldırıydı.
Apdil Gök, o an, inancından vazgeçmektense ailesini korumayı seçti. Ancak hain pusu, kahramanlığın önüne geçti. Karısının ve henüz hayatın ne demek olduğunu dahi bilmeyen iki masum çocuğunun dehşet dolu gözleri önünde, kurşunlar Apdil Gök’ün davasına adanmış yüreğini hedef aldı. Evinin eşiğinde, inancının bedelini canıyla ödedi. Bir Türk Milliyetçisi, Adana’nın Yeşilevler Mahallesi’nde, canından çok sevdiği ailesinin tanıklığında şehitlik mertebesine yükseldi.
EBEDİ VEDA
Adana’da vuruldu, ama son istirahatgâhı, kök saldığı topraklarda oldu. Şehit Apdil Gök’ün cenazesi, doğduğu yer olan Mersin’in Tarsus ilçesine bağlı Sağlıklı köyüne taşındı. Artık o mütevazı köy, bir şehidin huzur bulduğu mukaddes bir mekândı. Apdil Gök, geride gözü yaşlı bir aile, sarsılmaz bir onur ve 32 yıllık kısacık ömrüne sığdırdığı büyük bir fedakârlık destanı bıraktı. O, sadece öldürülmedi; duruşuyla zamana meydan okuyan bir meşale yaktı.
"Apdil Gök, evini son kalesi, ailesini son tanığı eylemiştir. Onun adanmışlığı, Milliyetçiliğin karanlığa karşı yaktığı sönmez bir vasiyettir."