"Bazı hayatlar, karanlık bir çağın üzerine mühürlenmiş destanlardır; 26 yıllık bir ömür, bir milletin vicdanına adanmıştır."
FERHAT’IN KİMLİĞİ VE İDEALİST DURUŞU
O, sadece bir isim değildi; ülkülerinin ateşini yüreğinde taşıyan, destansı bir devrin isimsiz kahramanlarından biriydi: Türk Milliyetçisi Ülkücü Şehit Ferhat Şimşek. Gençliğin en verimli çağında, henüz 26 yaşında, geleceği şekillendirecek umutlarla dolu bir öğrenciydi. Ankara Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi’nin (DTCF) sıralarında ilmin peşinde koşarken, aynı zamanda milletinin geleceği için sarsılmaz bir inançla duruş sergiliyordu. Onun hayatı, bir dönemin çetin mücadelesine yazılmış kısa, fakat derin bir yemindi.
ADANMIŞLIĞIN MERKEZİ: ANKARA
Ferhat Şimşek için Ankara, sadece bir şehir değil, ülkücü mücadelenin nabzının attığı çetin bir kale idi. İkamet ettiği Gülveren Semti, onun hem sığınağı hem de idealizminden asla taviz vermediği mevzisiydi. O, öğrenciliğin verdiği sorumlulukla, dönemin zorlu ve kutuplaşmış atmosferinde, inandığı değerleri savunmaktan bir an olsun geri durmadı. Omuzlarında taşıdığı yük, ders kitaplarından çok daha ağırdı; vatana adanmış bir ruhun yüküydü bu.
27 MAYIS 1980: KARANLIĞIN SON GÖLGESİ
Tarih, 27 Mayıs 1980 Salı akşamını gösterdiğinde, Ankara’nın üzerine çöken karanlık, sadece fiziksel bir gece değildi. O gün, akşam üzeri saatler 21:30’u gösterirken, Ferhat Şimşek evine doğru atıyordu son adımlarını. Genç bir idealist için sığınağı olması gereken evin önü, ne yazık ki, pusuya düşürüleceği son meydan oldu. Hainlik, tam da en güvende olması gerektiği yerde, kapısının eşiğinde bekliyordu.
KAHRAMANIN SON MÜCADELESİ
Hiçbir tartışma, hiçbir merhamet gösterilmedi. Devrimci solcu-komünist caniler, bir öğrencinin, bir ülkücünün hayatına kalleşçe son vermek üzere oradaydılar. 26 yıllık ömrün son saniyesinde, Ferhat Şimşek inandığı yolda olmanın bedelini ödedi. Evinin önünde kurşunlandı. Onun düşüşü, sadece bir canın kaybı değil; 1980 yılının zorlu koşullarında ülkücü gençliğin verdiği mücadelenin ve ödediği ağır bedelin en acı göstergesi oldu. Ferhat Şimşek, kurşunlara rağmen eğilmeyen duruşuyla, adını şehitler kervanına altın harflerle yazdırdı.
EBEDİ MİRAS VE ŞEHADET
27 Mayıs 1980 gecesi, Ankara’nın soğuk toprağı genç bir yiğidi daha bağrına bastı. Ferhat Şimşek’in 26 yaşındaki yaşamı son buldu, ama inancı ve verdiği mücadele bir mirasa dönüştü. O, geleceğe dair tüm umutlarını, sarsılmaz bir adanmışlıkla vatan uğruna feda etmiş, sessizliğin içinde büyük bir kahramanlık örneği sergilemiştir.
"Ferhat Şimşek, toprağa düşen her yiğit gibi, sadece bir isim değil; inancın, direnişin ve 26 yıllık bir yeminin ebedi sancağıdır."