"Bazı adamlar vardır ki, sözleri toprağa, duruşları göğe yazılır. Onlar için rızık, sadece ekmek değil, aynı zamanda millettir."
KÖKÜN VE RUHUN ADI
O, Denizli'nin kadim topraklarından, Acıpayam İlçesi'ne bağlı Cevizli Köyü'nden fışkıran bir fidandı. Adı, Salih Acar. Bir Türk milliyetçisi ve ülkücüydü; onun hayatı, toprağa olan sadakati ile ruha olan bağlılığının destansı birleşimiydi. O, sadece yaşamadı; ait olduğu milletin sancağını vicdanında taşıyarak, en zorlu çağda dahi inancından zerre taviz vermedi.
TOPRAĞIN VEDASI VE BABA OCAĞI
Salih Acar, elleri nasırlı bir çiftçiydi. Rızkını alın teriyle, Acıpayam’ın bereketli topraklarından çıkarıyordu. Onun omuzlarındaki yük, yalnızca hasat mevsiminin zahmeti değildi; aynı zamanda iki evlat yetiştirme mesuliyeti, evine ve milletine karşı sarsılmaz bir babalık yeminiydi. O, en kutsal mevzii olan ailesine ve toprağına adanmış bir hayat sürüyordu. Kendi halinde bir çiftçi olmasına rağmen, ülküleri uğruna çetin bir savaşın ortasında duran bir neferdi.
KARANLIK BİR MAYIS GÜNÜ (25 MAYIS 1977)
Tarihler 25 Mayıs 1977’yi gösterdiğinde, Denizli, bir ihanetin gölgesi altına düştü. O günler, masumiyetin ideolojilerin kurbanı olduğu, karanlık ellerin kavgayı günlük hayata taşıdığı bir dönemeçti. Salih Acar, her zamanki gibi inancının ve vicdanının gereğini yerine getirirken, bir pusu onu bekliyordu.
SON DURUŞ VE ADANMIŞLIĞIN BEDELİ
Olay Günü… Bir çiftçinin, bir babanın, sadece inancını koruduğu için ölüme yürüdüğü an. Ham metin, o çetin karşılaşmanın detaylarını bize fısıldamıyor; ancak bedelini feryatla haykırıyor. Ülküdaşımız Salih Acar, kinle bilenmiş ideolojik bir öfkenin hedefi oldu. Sarhoş bir komünist militanın alçakça saldırısıyla karşılaştı.
O, tarlasını sürerken, evlatlarını büyütürken ve inancını yaşarken kurşunlara hedef oldu. Bu, sadece bir cinayet değil, bir ülküye ve duruşa sıkılan korkak bir kurşundu. Salih Acar, ruhunu ve inancını korumak için attığı son adımla, bedenini bu aziz dava uğruna siper etti ve oracıkta şehadete yürüdü. Bir çiftçi, o gün, toprağın değil, milletin şehidi olarak yüceldi.
EBEDİ TOPRAKLA BULUŞMA
O’nun kutlu naaşı, Cevizli Köyü’ne, doğduğu topraklara geri döndü. Salih Acar, hayatını rızkını çıkardığı toprağın altında, sonsuz huzura erdi. Ancak bıraktığı miras, iki yetim çocuk ve uğruna can verdiği vatan sevgisi oldu. O, sadece bir biyografi sayfasındaki satır değil; Anadolu'nun her zorlu döneminde can pahasına dik duran fedakâr yüreklerin sembolüdür.
"Salih Acar, ekmeğini topraktan çıkaran bir yiğitti. O günden sonra, adı her anıldığında, milletin vicdanında bir tohum daha filizlenecektir. Zira şehitler ölmez; onlar kök salar."