"Kimi zaman bir duruş, binlerce yıllık bir destanın başlangıcıdır; Hadin Arı, Bingöl’ün kararlılıkla mühürlediği o duruştu."
KİMLİĞİ VE BİNGÖL’ÜN YÜREĞİ
O, sadece bir isim değildi; o, Bingöl topraklarında kök salmış, davasına adanmış bir sancağın timsaliydi. Bingöl'ün engebeli yollarında, Genç İlçesi'nin Meşadalı Köyü'nden yükselen bir ses, 33 yıllık ömrünü millete adamıştı. O, sadece bir partinin lideri değil, bölgenin namusu ve onuru olarak MHP Genç İlçe Teşkilatı Başkanlığı görevini omuzlamıştı. Hadin Arı ve ailesi; çocukluktan itibaren yaktıkları Ülkücü meşalesiyle, vatan sevdasının ne pahasına olursa olsun savunulacağının yaşayan kanıtıydılar.
ADANMIŞLIĞIN NİŞANI
Hadin Arı, terörün gölgesinin düştüğü topraklarda davasının bedelini peşinen bilerek yaşadı. 21 Mayıs günü, karanlık bir hesaplama başladı. Bölgede plan ve keşif yapan, üç gün boyunca karayollarında sabırla pusu kuran eli kanlı terör örgütü, onun gibi bir direniş abidesini hedef aldı. Üç gün süren o gergin bekleyiş, aslında kahramanın kaçınılmaz kaderine doğru yürüdüğü son adımların gölgesiydi. Bilinmeyen bir anda, bir kahramanlık ateşi olarak tanınan Hadin Arı, hain pusunun içine düştü.
KAHRAMANIN SON YOLCULUĞU VE O KARANLIK GÜN
Bingöl, 23 Mayıs 1993 günü tarihin en ağır ihanetlerinden birine sahne oldu. Kaçırıldıktan sonra, en alçakça yöntemle, otomatik silahların namluları önünde kurşuna dizilerek şehit edildi Hadin Arı. O anların karanlık perdesi, kahramanın son nefesinde bile taşıdığı onurun ve teslim olmamanın azametini örtemez.
Ancak bu acı, kişisel bir trajedinin çok ötesindeydi. Aynı gün, caniliğin sınır tanımadığı başka bir olayda, Elazığ-Bingöl karayolunda otobüste savunmasız 33 erimiz pusuya düşürülüp kurşuna dizilerek katledildi. Hadin Arı’nın ruhu, o 33 masum askerin ruhuyla aynı gün göğe yükseldi; kaderleri, vatanın bekası için ödenen kanlı bir bedelde birleşti. Cenazesi, doğduğu ve uğruna şehit olduğu toprağa, Genç’e emanet edildi.
YÜREKLERE KAZINAN ATEŞ ÇEMBERİ
Hadin Arı’nın şehadeti, Arı ailesinin üzerine çöken zulmün sadece başlangıcıydı. Bu aile, vatan sevgisinin ne kadar büyük bir bedel talep edebileceğini gösteren bir destana dönüştü. Hainler, Hadin’in gidişiyle yetinmedi. Henüz 24 yaşında olan kardeşi Sait Arı, 10 Ağustos 1993 günü kurşunlanarak abisinin yoluna yürüdü.
Ve sonra, fedakârlığın en yaşlı, en mukaddes örneği sahneye çıktı: Ailenin reisi, 70 yaşındaki baba Süleyman Arı. 23 Eylül 1993 günü, yaşlılığına ve masumiyetine rağmen, insanlık dışı bir vahşetle, diri diri yakılarak şehit edildi.
Arı ailesi, üç ferdiyle, üç farklı tarihte, aynı dava için kurban edildi. Onlar sadece birer birey değildi; onlar, vatanın bütünlüğü için ailesel bir yemin eden, bedeli kanlarıyla ödenen kahramanlar zinciriydi.
"Onlar sadece ölmediler; bir ailenin her ferdi, vatanın müdafaası için ödenen bedelin en ağır mührü oldu. Hadin Arı’dan Süleyman Arı’ya, onların ateşi, milletin vicdanında ebediyen yanacak bir onur meşalesidir."