"Bir hilal uğruna yükselen her genç ruh, tarihe sadece bir isim değil, bir direniş destanı bırakır."
KARABÜK’TEN YÜKSELEN İLK NEFES
Karabük'ün mübarek topraklarında doğdu Salih Kosovalı. Henüz on sekiz yaşındaydı; hayatının baharında, geleceğe dair umutları Endüstri Meslek Lisesi'nin gece kısmında okuyarak inşa ediyordu. Fakat o, sadece ders kitaplarıyla çevrili bir öğrenci değildi; omuzlarında taşıdığı kimlik, bir Türk Milliyetçisi Ülkücü olmanın ağır ve onurlu sorumluluğuydu. Bu duruş, onun kısa ömrünün pusulasıydı.
İDEALİNİN ATEŞTEN GÖMLEĞİ
Memleketin üzerine çöken karanlık günlerde, Karabük sokakları dahi ideolojik çatışmanın keskin rüzgârlarıyla savruluyordu. Salih Kosovalı, inancından zerre taviz vermeyen duruşuyla, zalimin gözünde bir tehdit haline geldi. Devrimci solcu ve komünist militanlar, bu gencecik ülkücü delikanlının ismini kendi utanç verici 'kara listelerine' almışlardı. Bu liste, fedakârlığı seçenlerin ödediği ağır bedelin habercisiydi. O, tehlikenin farkındaydı, ancak bayrağı yere düşürmeye kararlıydı.
22 MAYIS 1980: HİÇ VAKİT BULAMAYAN VEDA
Tarih 22 Mayıs 1980'i gösterdiğinde, kader ağlarını Karabük’te örüyordu. Salih, ülkesine olan borcunu ödeme vaktinin geldiğini belki de hissetmişti. O karanlık günde, insanlıktan nasibini almamış komünist militanlar, kurdukları alçakça pusudan geri durmadılar.
GÖĞSÜNDEN VURULAN ALIN YAZISI
Silahlar patladığında, Salih Kosovalı’nın geri adım atmadığı o an, tarihe kazındı. Vatanın birliği ve ideallerinin bekası uğruna, yaylım ateşi ona yöneldi. Göğsünden vurulmuştu. Kahramanlık, korkuyu yenmek değil, korkuya rağmen doğru bildiği yolda yürümektir; ve o, cesaretin en saf halini göstererek şehit düştü. On sekiz yıllık ömrünü, ölümsüzlüğün sancağı altında tamamladı. Onun son nefesi, bir milletin bağımsızlık yemini oldu.
KARABÜK TOPRAĞINDA UYUYOR
Arkasında bıraktığı acı ve gurur, ebediyete doğru yürüdü. Salih Kosovalı’nın mübarek naaşı, Karabük'ün Öğlebeyi Mezarlığı'nda toprağa verildi. Artık o, yattığı yerde sadece bir mezar değil, gelecek nesillere cesaretin ve fedakârlığın nasıl olması gerektiğini gösteren abide bir ders olarak durmaktadır.
"Adı Salih Kosovalı'ydı; gençliğini feda edenlerin mezarları, bir milletin tapusudur."