"Yüreğinde taşıdığı iman, karanlığın en kesif anında bile sönmeyecek bir meşaleydi. O meşaleyi göğsünde taşıyanlar, adımlarını bir destana dönüştürürler."
BİR İDEALİN GÖNÜL ERİ
O, sadece bir isim değildi; bir duruşun, bir adanmışlığın özetiydi. Türk Milliyetçisi ruhuyla büyümüş, ülkesi için yüreğini ateşe atmaktan çekinmeyen Ülkücü bir neferdi: Şehit Hüseyin Nihat Demir. Henüz 23 yaşında, ömrünün baharında, en zorlu mücadelenin tam ortasında yerini almıştı. Onun kimliği, makamlardan değil, yüksek bir inançtan geliyordu. O, sıradan bir hayatı, kutsal bir emanete dönüştürmeyi seçmişti.
GÜLTEPE'NİN ONURLU ZANAATKÂRI
Hayatı, İstanbul'un Gültepe Semti'nde, alın teriyle yazılıyordu. O bir esnaf, bir terziydi; eli iğne iplik tutan, helal kazancıyla vatanına hizmet eden sade bir işçi. Dispanser Caddesi Son Durak mevkiinde yer alan konfeksiyon atölyesi, onun sadece ekmek kapısı değil, aynı zamanda tertemiz ideallerini yaşattığı bir mabet gibiydi. Gençliğin en coşkulu çağını yaşayan bu yiğit, sırtına aldığı onurlu yükle, karanlık ideolojilerin kuşattığı bir şehirde, dürüstlüğü ve cesareti temsil ediyordu.
ATEŞ ÇEMBERİNE YÜRÜYÜŞ
Takvimler 21 Mayıs 1980'i gösterdiğinde, akşamın gölgeleri Gültepe’nin üzerine çökmüştü. Saatler 19.45’i işaret ediyordu. O an, bir zanaat atölyesi, bir cephe hattına dönüştü. O an, bir gömlek diktirmek için dükkana gelen yoldaşı ve can kardeşi Agah Gökçe ile birlikte yan yana duruyordu.
Hiçbir uyarı yapılmadı, hiçbir vicdan sesi yükselmedi. Atölyeye düzenlenen alçakça baskınla, iki komünist militanın namlularından çıkan yaylım ateşi, iki ülküdaşın üzerine yağmur gibi boşaldı. Hüseyin Nihat Demir, bu hain pusu karşısında bile inancından dönmedi, son nefesine kadar omuzdaşıyla birlikte kurşunlara hedef oldu. Kardeşi Agah Gökçe, olay yerinde düşerek şehadet şerbetini hemen içti. Hüseyin Nihat ise ağır yaralı halde, hayata tutunmaya çalışıyordu.
YİRMİ ÜÇ BAHARIN VEDASI
İstanbul’un hastaneleri, o günlerde nice kahramanın son nefesine şahit olmuştu. Genç terzi, vücuduna saplanan kurşunlara rağmen yaşama azmiyle direndi. Ancak vatanın bu fedakâr evladı, yüreğindeki sarsılmaz inançla çıktığı bu son yürüyüşten geri dönemedi. Kaldırıldığı hastanede, tüm çabalara rağmen kurtarılamayarak yoldaşının peşinden gitti ve 21 Mayıs 1980 günü, adını şanlı şehitler kervanına yazdırdı.
Hüseyin Nihat Demir, 23 yıllık kısa ömrüne sığdırdığı büyük davayı, canıyla mühürledi. Onun atölyesi, artık sıradan bir işyeri değil, bir kahramanlık menkıbesinin başladığı kutsal bir mekândı.
"21 Mayıs 1980... Tarih, 23 yıllık ömrünü vatanın sarsılmaz kalkanına adayan o terzi ustasının adını, şehadetle mühürlediği yerden asla silmeyecektir."