"Bazı hayatlar bir ömre sığmaz; 18 bahara sığdırılan bir destan olur. Sefa, o destanın kanla yazılmış en onurlu sayfasıdır."
ANTALYA’NIN ASİL EVLADI
O, sıradan bir genç değildi; o, henüz ömrünün baharındayken, bir milletin davasını kalbine mühürlemiş bir kahramandı. Adı, Sefa Aydın Baltacıoğlu. Doğduğu yer, tıpkı kendisi gibi mert ve yiğit insanların yurduydu: Antalya. Henüz 18 yaşındaydı. Gencin omuzlarına yüklediği yük ağırdı: Türk Milliyetçiliği davasının sarsılmaz, yılmaz savaşçısı unvanını taşıyordu. O, inancının gücünü, hayatının tüm ihtiraslarının önüne koymuştu.
ADANMIŞLIĞIN CEZAEVİNDE SINANMASI
Sefa, uğruna yemin ettiği bu kutsal mücadelenin gereği olarak, özgürlüğünden feragat etmek zorunda kaldı. Zincirler onu durduramadı; cezaevi, onun için bir durak değil, mücadelenin başka bir cephesiydi. Antalya Kapalı Cezaevi'nin soğuk duvarları, onun boyun eğmez duruşunun son şahidi olacaktı.
SON GÖĞÜS GÖĞÜSE DİRENİŞ
18 Mayıs 1979 günü, zindanlar bir kez daha karanlık bir hesaplaşmaya sahne oldu. Hücre arkadaşları ve ülküdaşları, Devrimci solcu-komünist militanların önce zehirli sözlü sataşmalarıyla yüzleşti. Ardından, beklenen an geldi; sayıca kat kat kalabalık olan düşman, haince saldırdı.
Sefa Aydın Baltacıoğlu, geri çekilmeyi ya da saklanmayı bir an bile düşünmedi. O, bir ülkücünün son nefesine kadar mevziyi terk etmeyeceğini göstererek, can siperane öne atıldı. Düşmanın vahşeti karşısında tek başına bir kale gibi durdu. Bu, sadece bir kavga değil, inancın bedenleşmiş halinin, zulme karşı son kez kükremesiydi.
KAN GÖLÜ VE ŞEHADETİN ENGELLENEMEYEN YÜCELİĞİ
Korkakça ellerindeki bıçakları ve şişleri, 18 yaşındaki o fidanın gövdesine sapladılar. Sefa, tam 8 ila 10 yerinden yaralandı. Direnişin bedeli ağırdı; cezaevi koridorları, yiğidin kanıyla adeta kan gölüne dönmüştü.
Ülküdaşları onu yaşatmak, o kutsal kanı durdurmak için can havliyle revire taşımaya yeltendiler. Ancak kader, kahramanlığın son perdesine en trajik engeli koydu: Askerlerin sarsılmaz engeliyle karşılaştılar. Kurtuluş yolu kapandı. Zaman, Sefa’nın aleyhine işledi. Doktorlar nihayet ulaştığında, artık çok geçti. Sefa Aydın Baltacıoğlu, mücadelesinin zirvesine, şehadet makamına ulaşmıştı. 18 Mayıs 1979’da, 18 yaşındayken, davası uğruna canını feda etti.
"Zulmün karanlığına yürürken, 18 yaşındaki bir yiğidin döktüğü kan, bir milletin alnına yazılmış en büyük onur nişanıdır. Sefa’nın adı, unutulmaz kahramanlar defterine sonsuzlukla yazılmıştır."