"Büyük davaların bedeli ağırdır; Hacı Mustafa Kılıçarslan, 58 yıllık ömrüyle bu bedeli ödemekten çekinmedi."
I. AĞRI’NIN YÜCE SESİ
Türk milliyetçiliğinin sarsılmaz kalesi, ülkücü hareketin kutlu neferiydi o: Hacı Mustafa Kılıçarslan. O sadece bir esnaf değildi; Ağrı’nın en köklü ve saygın ailelerine mensup, birçok aşiretin saygı duyduğu bir reis, bir liderdi. 58 yıllık ömrü, doğduğu toprakların asaletini ve zorluğunu ruhunda taşıyordu.
Ancak, O’nu ebedi kılan, makamları değil; inancına olan teslimiyetiydi. Ağrı’nın sert coğrafyasında, CKMP’nin (Cumhuriyetçi Köylü Millet Partisi) kuruluşuna önderlik etti. En tehlikeli zamanlarda dahi geri adım atmayarak, MHP Ağrı İl Başkanlığı görevini bir zırh gibi kuşanmıştı.
II. GÖZDAĞINA MEYDAN OKUYAN ADAM
Bölücü ihanetin ve komünist zorbalığın kol gezdiği o çetin yıllarda, Hacı Mustafa Kılıçarslan, her gün adının hedef tahtasına yazıldığını biliyordu. Tehditler sadece sözde kalmıyor, fiziki saldırılarla doruk noktasına ulaşıyordu. Lakin, o mübarek 58 yaşındaki yiğit, bu alçakça girişimlere kulak asmıyordu.
Tehlikeyi umursamamak, bir gaflet değil, adanmışlığın en yüksek mertebesiydi. O, makamını vatanın namusu addetmişti. Geri çekilmek, davasına ihanet etmekti. Bu yüzden her sabah, ölümün gölgesi altında dahi, görevinin başına dimdik yürümeye devam etti. O’nun duruşu, Ağrı’daki milliyetçi vicdanın sarsılmaz kalesini temsil ediyordu.
III. 31 MART 1980: KAHRAMANLIK VAKTİ
Takvimler 31 Mart 1980’i gösterdiğinde, Ağrı karanlık bir eyleme hazırlanıyordu. Gece boyunca pusu kuran, kin ve bölücülükle bilenmiş devrimci-komünist militanlar, sabahın ilk ışıklarını bekliyorlardı.
Her zaman yaptığı gibi, Hacı Mustafa o sabah evinden çıktı ve iş yerine doğru yürüdü. Bu, sıradan bir yürüyüş değildi; bu, bir reisin, bir liderin, milletinin geleceğine doğru attığı son, kararlı adımdı. O, sadece işine değil, zorlu nöbetine gidiyordu.
IV. ŞEHADETİN ZİRVESİ
Gözü dönmüş militanlar, Ağrı’nın bu saygın evladını gördüklerinde, korkakça karanlıkta gizlenmeyi bırakıp, silahlarını ateşlediler. Pusunun tüm şiddeti, Hacı Mustafa’nın yiğit gövdesine yöneldi.
Vatan sevgisiyle çarpan o koca yürek, dört hain kurşun darbesiyle susturulmak istendi. Ancak, o an, bir ölüm değil, bir ebediyet doğdu. O’nun canı, fani dünyadan kurtuluşa, kutlu makama doğru yükselirken; düşen kanı, Ağrı toprağını bir kez daha milliyetçi yeminin mührüyle mühürledi.
Hacı Mustafa Kılıçarslan, tıpkı ardında bıraktığı Ağrı Dağı gibi yüce, tıpkı inancı gibi sarsılmaz bir fedakârlıkla şehadet mertebesine erişti. Bir esnafın, bir aşiret reisinin, bir il başkanının son nefesi, tüm bir millete ışık oldu.
"Ağrı Dağı’nın her bir taşı, onun sarsılmaz duruşunun birer şahididir. Ruhu, 31 Mart 1980’den bugüne, dağların zirvesinde nöbettedir."