"YAŞI DEĞİL, UĞRUNA DİRENDİĞİ İMAN BELİRLER BİR KAHRAMANIN ÖMRÜNÜ."
DENİZLİ'NİN YİĞİT FİDANI
Denizli, sadece bereketli topraklarıyla değil, bağrından çıkardığı genç kahramanlarıyla da anılır. Ülkücü Şehit Nazif Baran, 17 Mayıs 1979 günü, adını bu yiğitlerin arasına, altın harflerle yazdırdı. O, Denizli’de doğdu, Denizli’de filizlendi ve henüz ömrünün baharında, 16 yaşında bir Cumhuriyet Lisesi öğrencisiyken, vatan sevgisinin bedelini ödedi.
O yıllar, Anadolu’nun üzerine çöken bir karabasanın, zorbalığın en şiddetli dönemiydi. CHP, devrimci solcu ve komünist birlikteliğinin yarattığı baskılar, genç dimağlar üzerinde bir tehdit bulutu gibiydi. İşte Nazif, bu karanlığa karşı, okul sıralarında, dimdik duran bir direniş meşalesiydi. Mesleği ‘öğrenci’ olsa da, gerçek vazifesi, inandığı değerleri canı pahasına savunmaktı.
ON ALTI YILLIK ADANMIŞLIK YEMİNİ
On altı yıl... Birçoğunun henüz hayatı keşfetme safhasında olduğu bu yaşta, Nazif, milletinin geleceğine adanmışlık yemini etmişti. Baskıların arttığı, fikirlerin kurşunla susturulmaya çalışıldığı bir ortamda, onun her adımı cesaret gerektiriyordu. O, zorbalığın gölgesine aldırmadan, ülküdaşlık ruhunu beslemek için fikrin ve bilginin kalesi olan kütüphaneye yürüdü. Bilgece bir duruşla, mücadelesini öncelikle zihinde başlattı.
KİTAPLAR ARASINDAKİ SESSİZ DİRENİŞ
O karanlık gün, 17 Mayıs 1979… Nazif, kütüphanede okuduğu kitaplarla ruhunu doyurdu, son kez vatanın derdiyle dertlendi. Vazifesi bitmişti. Bilgisiyle güçlenmiş, artık çıkış kapısına doğru ilerliyordu. Biliyordu ki kütüphanenin kapısı, sadece bir binanın eşiği değil, dışarıdaki kin ve nefret çemberine doğru atılan son adımdı.
Geri çekilmeyi, sinmeyi reddeden o genç yiğit, Saltık Caddesi’ne adımını attı. Bu caddede yürüyüşü, bir öğrencinin basit bir eylemi değil, hainliğe ve bölücülüğe karşı ilan edilmiş bir meydan okumaydı.
SALTIK CADDESİNDE BİTEN SON NEFES
Türk yurduna haince ekilen tohumların ürünü olan devrimci solcu-komünist militanlar, o gencin kararlı yürüyüşünü gördüler. Onların gözünde, Nazif’in duruşu, teslimiyeti reddeden bir bayraktı. Ve namertçe bir pusu kuruldu.
Saltık Caddesi, o anda, tarihin en acımasız sayfalarından birine tanıklık etti. Vurucu darbe, arkadan geldi. Militanlar, savunmasız ülküdaşımızı kurşunlayarak şehit ettiler. Fikirle direnen bir ruha, kurşunla karşılık verildi.
Nazif Baran, 16 yaşındaki fidan ömrünü, 17 Mayıs 1979 günü, o cadde üzerinde davasına mühürledi. Öğrenci Nazif, sessizliğin ortasında verdiği son nefesiyle, Türkiye Cumhuriyeti’nin bağımsızlık destanına şehadet şerbetini içerek adını yazdıran Ülkücü Şehit oldu.
"BAZI ÖLÜMLER GENCECİK BİR RUHU ALSA DA, GERİDE BÜTÜN BİR VATANIN HÜR YARINLARINI BIRAKIR."