"Bazı ömürler kısa sürer, ama sığdırdıkları adanmışlık, asırlar boyu sürecek bir destanın ilk satırıdır."
KIŞEHİR'DEN İSTANBUL'A YÜKLENEN MİLLİ RUH
Kıymeti, sadece 21 bahar görmüş bir ömrün değil, o kısacık zamana sığdırdığı koca bir inancın ağırlığıyla ölçülen bir isimdi o: SİMAVİ ÇETİNER. Doğduğu topraklar Kırşehir olsa da, kaderi ve mücadelesi İstanbul’un kalabalık sokaklarında yazıldı. Bir öğrenciydi Simavi, Fatih’in Vatan Lisesi’nden yeni mezun olmuş, geleceğe dair hayalleri ve hedefleri olan parlak bir gençti. Önünde üniversite kapıları beklerken, o genç ruhunu sadece kitaplara değil, mensubu olduğu Türk Milliyetçiliği davasına adamıştı.
SİPERDEKİ ÖĞRENCİ VE KADERİN KARA LİSTESİ
Simavi Çetiner, sadece okuyan değil, aynı zamanda ülkülerinin sancaktarlığını yapan aktif bir neferdi. O yıllar, fikirlerin kurşunla sınandığı, dostluğun kefenle ölçüldüğü karanlık bir çağdı. O, bu çetin mücadelenin tam merkezinde, Ülkücü teşkilatın en ön saflarındaydı. Bu adanmışlık, onu karşı cephenin, devrimci solcu-komünist militanların hedef tahtasına oturttu. Hayatını hiçe sayarak savunduğu değerler yüzünden, 21 yaşındaki bu yiğit öğrencinin adı, kanla yazılmış kara listelerin başına eklenmişti. O, bu tehdidi biliyor, ancak davasından asla vazgeçmiyordu.
HALICILAR CADDESİ'NDE SON MÜCADELE
Takvimler 17 Mayıs 1979’u gösteriyordu. Simavi Çetiner, İstanbul Fatih Akşemsettin Mahallesi’nde, Halıcılar Caddesi üzerindeki bir ülküdaşının dükkanında, Zevk Elektrikli isimli ev aletleri tamircisinde bulunuyordu. Burası, yorgun ruhların nefes aldığı, ortak bir idealin paylaşıldığı bir sığınaktı. Ancak düşman, sığınak tanımadı. O gün, komünist militanları, bir korkaklık eylemiyle dükkana silahlı saldırı düzenledi.
Simavi, yirmi bir yıllık ömrünün en şiddetli sınavıyla karşı karşıya kaldı. Çapraz ateşte kalan genç yiğit, inancının bedelini canıyla ödercesine ağır yara aldı. Aynı saldırıda dükkan sahibi olan ülküdaşı da yaralanarak Ülkücü gazilerimiz arasındaki şerefli yerini alırken; Simavi Çetiner, kurşunların açtığı derin yaralarla Çapa Tıp Fakültesi Hastanesi’ne kaldırıldı.
ÇAPRAZ ATEŞTEN HAKK'A YÜRÜYÜŞ
Hastanenin beyaz koridorlarında, genç bir hayatın yaşama tutunma mücadelesi başladı. Ancak Simavi'nin yaraları derindi, fedakarlığı ise sınırsız. O, bu vatanın birliği için yürüdüğü yolda, bir daha geri dönmemek üzere adanmışlığını tamamladı. Hastanede yapılan tüm çabalara rağmen, milletinin ve inancının savunmasında dimdik duran o genç gövde, 17 Mayıs 1979 günü Hakk’a yürüdü ve Şehitlik mertebesine ulaştı.
Simavi Çetiner’in cansız bedeni, Kırşehir’in umudu ve İstanbul’un gururu olarak, Zeytinburnu Merkezefendi kabristanlığının sinesine, sonsuzluğa uğurlandı.
"O günden beri 17 Mayıs, sadece bir tarih değil; 21’lik bir yiğidin imanı uğruna çıktığı son ve en şerefli nöbetin adıdır."