"Bazı ömürler, uzun yaşamaya değil, uğruna ölünmeye değer bir dava için filizlenir. Ali Alaboğa’nın destanı, henüz 17 yaşındayken gök kubbeye yazılmış bir yemin belgesidir."
KİMLİK VE İLK YEMİN
O, sıradan bir hayatın yolcusu değil, adanmış bir ruhun mirasçısıydı. Amasya’nın merkeze bağlı kadim toprağı, Göynücek Köyü, Ali Alaboğa’nın doğduğu yer, yemin ettiği ocaktı. Sadece bir köylü çocuğu değil, “Türk Milliyetçisi” ve “Ülkücü” sıfatlarını, genç yaşta omuzlarında taşıyan bir bayrak eriydi. Tarih, 1980’li yılların o puslu, zorlu iklimine girdiğinde, o, duruşuyla tüm ülküdaşlarına bir ışık oluyordu.
GENÇLİK ATEŞİ VE SON SINIF
Ali Alaboğa, henüz 17 yaşındaydı. Hayatının baharında, umutlarının en olgunlaştığı dönemdeydi. Göynücek Lisesi’nin son sınıf öğrencisi olarak, sadece ders kitaplarıyla değil, milletinin geleceği ve davasıyla meşguldü. Fidan denecek yaşta, yüreği bir çınar kadar sağlamdı. O, gençliğini sadece yaşamak için değil, uğruna ölünecek bir inancı savunmak için adamıştı. Gelecek, onun için diploma almak değil, davasını zafere taşımaktı.
O KARANLIK GÜN: 29 MART 1980
Takvimler, genç Ali’nin ölümsüzlüğe yürüdüğü günü, 29 Mart 1980 olarak işaret ediyordu. Olay günü, Göynücek’in sıradan bir kahvehanesinde oturuyordu. Bir anlık sükûnet, hainliğin en şiddetli fırtınasına dönüşecekti.
Karanlığa hizmet eden komünist militanlar, Ali’nin bulunduğu bu sığınağa yönelik alçakça bir saldırı başlattılar. Yaylım ateşi altında kalan Ali Alaboğa, kahpece sıkılan "kızıl kurşunlara" hedef oldu. O an, bir genci değil, bir ülkenin geleceğini hedef aldılar. Ali, o ateş çemberinden geri dönmeyi reddederek, 17 yıllık kısacık ömrünü bir direniş destanına mühürledi ve şehadet makamına yürüdü.
MİRAS VE ÇİFTE HÜZÜN
Ali Alaboğa’nın düşüşü, sadece Göynücek’i değil, tüm aileyi yasa boğan, dayanılmaz bir acı yarattı. Bu kahramanlık haberinin yüreklere düşen ağırlığı, en çok Ali’nin büyüğü, anneannesi Hatice Alaboğa’yı vurdu.
Hatice Ana, torununun kızıl kurşunlara hedef olduğu haberini aldığında, bu büyük acıya dayanamadı; kalbi durdu ve kalp krizi geçirerek hayatını kaybetti. Bir fidanın devrilişi, bir çınarın da yıkılmasına sebep oldu. Ali Alaboğa, ardında sadece bir şehit naaşı değil, davasına adanmışlığının ve fedakârlığının yüceliğini gören bir anneannenin kırık kalbini de bıraktı.
O, 17 yaşında bir kahraman olarak, Göynücek köyünün kutsal toprağında ebedi istirahatgâhına tevdi edildi. Artık Göynücek, iki yürek sızısı, bir kahramanlık yemini ve bir milletin geleceğe dönük umudunu barındıran mübarek bir duraktı.
"Ali Alaboğa; 17 yaşında, 29 Mart 1980'de sadece kurşunlara değil, korkuya da meydan okudu. O’nun kısa ömrü, tüm bir millete adanmışlığın sarsılmaz şahididir."