"Yirmi üç bahara sığdırılan bir ömür, göğsüne vuran her kurşunla bir sancağa dönüşür."
KİMLİĞİ VE İHTİŞAMLI DURUŞU
Ekrem Tor. Sadece bir isim değil, fırtınalı yıllarda idealleri uğruna duruş sergilemiş, gençliğin ve adanmışlığın sembolü. Takvimler onu 17 Mayıs 1977 tarihinde, Ankara’nın kanla yazılan tarihine ebedi bir not olarak düşmüştür. Yirmi üç yaşındaydı. Bir ömrün en verimli çağında, hayatının baharında, vatan sevgisini canıyla ödemeyi seçen bir yiğit. Doğduğu topraklar belki kayıtlara eksik düşmüştür, ama ruhunun kökleri Anadolu’nun en derinindeki adanmışlık felsefesine sıkıca tutunmuştu.
ADANMIŞLIĞIN YÜKSEK OKULU
Ankara’nın Seyranbağlar semtinde, ülkücü hareketin atan kalbine yakın bir yerde ikamet ediyordu. Onun öğrenim yuvası, Ankara Erkek Teknik Yüksek Öğretmen okulu idi. Bu okul, sadece bir eğitim kurumu değil, aynı zamanda milleti için aydınlık bir gelecek inşa etme yemini eden gençlerin toplanma noktasıydı. Mesleği, henüz tamamlanamamış bir diploma ile tanımlanmaya ihtiyaç duymadı; o, hayatının en yüce mesleğini çoktan seçmişti: Dava uğruna yılmaz bir bekçi olmak. O, genç yaşına rağmen, tehlikenin ve zorluğun göbeğinde durmayı seçmiş bir kahramandı.
SEYRANBAĞLAR'DAKİ SON NÖBET
17 Mayıs günü, başkent Ankara’nın üzerine çöken sis, hain bir saldırının habercisiydi. Ekrem Tor, Seyranbağlar’daki Ülkü Ocakları Derneği (ÜOD) lokalinde, aynı kutsal inancı paylaştığı ülküdaşlarıyla birlikteydi. Burası, sadece bir mekân değil, onların dertleştiği, yeminlerini tazelediği, karanlığa karşı yaktıkları bir meşaleydi. Ancak dışarıdaki düşman, idealizmin ışığına tahammül edemiyordu. Kindar ve acımasız, devrimci solcu-komünist militanlar, savunmasız bir binaya alçakça bir baskın düzenledi.
BİLİNMEYEN AN VE SON KURŞUN
O an, tarihin en ağır anlarından biriydi. Dışarıdan gelen sesler, yerini mitralyözlerin vahşi gürültüsüne bıraktı. Lokal, vicdansız bir kurşun yağmuruna tutuldu. Ekrem Tor, o kaosun, o ihanetin tam ortasındaydı. Detaylar, o son anın kahramanlık destanını yazmak için eksiktir; ne yaptı, nasıl bir duruş sergiledi, kalkan oldu mu, son nefesinde hangi duayı fısıldadı, bunlar sonsuza dek bilinmezliğin şerefli perdesine sarılmıştır.
Ancak kesin olan bir şey vardır: Ekrem Tor, korkakça kaçmayı reddetti. O, açılan ateşe karşı dimdik duran, inancından zerre taviz vermeyen bir adanmışlık örneği sergiledi. Hain kurşunlar, gençliğinin tüm ihtişamına rağmen, onun bedenine isabet etti. O, vatanına ve davasına olan sevgisiyle bir mühür vurarak, o kurşun yağmuru altında şehit oldu. 23 yıllık ömrü, milletinin hafızasında sonsuz bir fedakârlık nişanı olarak parlamaya devam edecektir.
"Bazı ölümler, sadece bir tarihin sonu değil, binlerce yeni destanın başlangıcıdır."