"Kimi hayatlar vardır ki, bir ömre sığan vazgeçilmez bir davayı taşır; o dava uğruna atılan her adım, geleceğe bırakılmış sarsılmaz bir yemindir."
MİLLETİN KALBİNDE YÜKSELEN İRADE
Adı, adanmışlığın ve mücadelenin timsaliydi: ŞEHİT MEHMET COŞKUN ÇOLAKFAKİOĞLU. O, sadece bir birey değil, mensubu olduğu asil ruhun yeryüzündeki kararlı temsilcisiydi. Türk Milliyetçisi ve Ülkücü kimliği, hayatının her anına rehberlik eden bir pusulaydı.
Gaziantep’in yürekli topraklarında doğdu; bu, onun kaderini belirleyen bir mühür oldu. Vatanına ve milletine hizmet etmeyi sadece ideolojik bir görev olarak görmedi, hayatının merkezine koydu.
DAVA VE MESLEK: İKİ MİHVER
Mehmet Coşkun Çolakfakoğlu, mesleki hayatında da disiplinin ve başarının örneğiydi. Özel bir iplik fabrikasında müdürlük gibi önemli bir görevi üstlenmişti; hem ekonomiye hem de topluma katkı sağlıyordu. Ancak o, sadece profesyonel bir yönetici değildi. İdeallerini pratiğe döken, ülkücü gençliğin fikri gelişimine adanmış bir liderdi.
MHP Gaziantep İl teşkilatının vazgeçilmez bir üyesi olarak, siyasi mücadelenin en ön saflarında yer aldı. En önemlisi, Ülkücü Teknik Elamanlar Derneği’nin kurucuları arasında bulunarak, ülkücü hareketin sadece ruhunun değil, aklının ve teknik gücünün de temsilcisi olma yolunda sarsılmaz bir duruş sergiledi.
SON SOHBET, SON NÖBET
Tarih 16 Mayıs 1979’u gösterdiğinde, Gaziantep’in gergin atmosferinde, o ve ülküdaşı Mehmet Güllü, bir araya gelmişlerdi. Bu buluşma, sadece iki dostun sohbeti değil, davanın sessiz bir nöbetiydi. Ülküdaşı Mehmet Güllü’ye ait dükkanda oturuyorlardı; belki geleceği konuşuyor, belki ülkenin üzerine çöken karanlığa çare arıyorlardı. İki ülkü eri, omuz omuza, memleketin yükünü taşıyorlardı.
KARANLIĞIN ALÇAK KARARI
Ancak, dönemin şirret ve hain rüzgârları o dükkânın etrafında dönüyordu. Devrimci solcu-komünist militanlar, önceden aldıkları alçakça bir kararla, doğrudan bu iki kahramanın hayatına kastetmek üzere dükkanı bastılar.
Bu bir çatışma değil, inançlarına adanmış iki neferin, karanlık bir tuzakla karşı karşıya kalmasıydı. Teröristler, namertçe, davasından asla dönmeyecek olan bu iki ülküdaşa kurşun sıktılar.
Mehmet Coşkun Çolakfakioğlu, ülküdaşı Mehmet Güllü ile birlikte, o dükkânın zemininde, adanmışlığın ve cesaretin son nişanesini bırakarak şehadet mertebesine ulaştı. Onlar, en sevdikleri şehir olan Gaziantep’te, vatanlarının geleceği için canlarını feda ederek, destansı bir direnişin adını tarihe yazdırdılar.
"Bazı ölümler bitiş değil, destansı bir başlangıçtır; 16 Mayıs 1979, sadece bir tarih değil, bir milletin vicdanına yazılmış sönmez bir meşaledir."