"Bazıları yola çıkar; bazıları ise, o yolun sonu ne olursa olsun, vatanın bekçiliğine doğar."
KİMLİĞİ VE KUTSAL OCAĞI
Bu destan, gönlü çelikten yapılmış bir Türk Milliyetçisi olan Ülkücü Şehit Musa Yalçın’ın hikayesidir. O, ne bir komutan ne de yüksek rütbeli bir bürokrattı; o, Adana’nın Yavuzlar mahallesinde, alın teriyle ekmeğini kazanan bir esnaftı. 33 yıllık kısacık ömrüne büyük bir cesareti sığdırmıştı. Kebapçı dükkânının dumanı yükselirken, Musa Yalçın, sıradan hayatın perdesi altında saklanan büyük bir ruhun taşıyıcısıydı. Evliydi; geride bırakacağı üç evladı ve bir eşi vardı. O, sadece ailesine değil, inandığı büyük davaya da adanmıştı.
ADANMIŞLIĞIN BEDELİ
Musa Yalçın, MHP’nin sarsılmaz bir üyesi olarak, ülkenin üzerine çöken karanlık bulutlara karşı dik duruşun timsaliydi. Onun davası, nefret ve ideolojik kin güdenlerin hedefi haline gelmişti. Tehlike, onun kapısını defalarca çalmıştı.
İlk kurşun onu yıldırmadı. Henüz 08 Haziran 1979 tarihinde hain bir saldırıya uğramış, yaralanmasına rağmen geri adım atmamıştı. Ardından, karanlık gölgeler evini kurşunlayarak gözdağı vermeye çalıştı. Onlar, Musa Yalçın’ın korkmasını, sinmesini, davasından vazgeçmesini istediler. O ise, her saldırıda ruhunu daha da çelikleştirdi. Can güvenliğinin hiçe sayıldığı o günlerde, o, dükkânının kepengini her sabah imanın gücüyle açtı. O, ne yurdunu terk etti ne de inandığı değerlerden zerre taviz verdi. Onun için Yavuzlar mahallesi, sadece yaşadığı yer değil, aynı zamanda sonuna kadar savunacağı kutsal bir mevziydi.
16 MAYIS 1980: VAZGEÇMEYEN OCAK
O gün, 16 Mayıs 1980, Musa Yalçın’ın son ve en büyük direnişinin günüydü. Tıpkı her gün olduğu gibi, dükkanında, ekmeğini kazanırken ve onurunu korurken çalışıyordu. O an, devrimci solcu-komünist militanlar, kinle bilenmiş bir öfkeyle dükkânı bastılar. Musa Yalçın’ın hayatını adadığı vatan sevgisi, o an, en büyük suçu sayıldı.
O anlar, bir çatışma değil, bir infazdı. Gözleri dönmüş militanlar, acımasızca tetiğe dokundu. Musa Yalçın, çalıştığı yerde, ekmeğini kazandığı o kutsal mekânda, inancından zerre vazgeçmeden kurşunlandı.
EBEDİ BİR SANCAK
33 yıllık ömrü, davası uğruna göğsünü siper ettiği son nefesiyle taçlandı. Musa Yalçın, Adana toprağına düştü, ama asla eğilmedi. O, sadece bir esnaf değildi; o, üç çocuğu ve eşi olmasına rağmen, canını feda ederek namusu ve vatanı savunan bir kahramandı.
Şehadetiyle birlikte, Musa Yalçın adı; baskıya, zulme ve ideolojik nefrete karşı inancını son anına kadar taşıyan Ülkücülerin sancağı oldu.
"Musa Yalçın'ın şehadeti bir bitiş değil, vatana adanmışlık yemininin, kanla yazılmış mühürüdür."