"Kimi zaman bir milletin kaderi, bir terzinin dikiş ipliğinde değil, çelik gibi eğilmez duruşunda gizlidir."
KİMLİĞİ VE YÜREĞİNİN HARİTASI
Gaziantep’in çetin topraklarında doğan, şehrinin kahramanlık ruhunu damarlarında taşıyan bir yiğitti o: CELAL ÖZKAN. El emeği, göz nuruyla kazandığı ekmeği, terzilik sanatıyla çıkarıyordu. Bir esnaf, bir zanaatkâr, yuvasının direğiydi; henüz 27 yaşındaydı ve evliydi. Onun hayatı, sadece kumaş ölçmekten ibaret değildi; o, aynı zamanda Türk Milliyetçiliği davasının sağlam bir neferiydi. Bütün tehlikelere rağmen Gaziantep Ülkü Ocakları Derneği (ÜOD) İl yönetiminde görev alarak, inandığı değerler uğruna cephedeki yerini almıştı.
ADANMIŞLIĞIN ATEŞ ÇEMBERİ
1978 yılı, Gaziantep için bir ateş çemberiydi. Bu kadim şehir, yurdun en zorlu mücadele alanlarından biri olmuş, adeta her gün yeni bir destan yazılıyordu. O dönemde Gaziantep, en çok şehit veren illerin başında geliyordu; zira düşman, milletin köklerine saldırmıştı. Celal Özkan, bu tehlikenin ortasında, bir gün önce şehit düşen ülküdaşının acısıyla dahi geri adım atmadı. O, makam ve mevkii değil, duruş ve fedakârlık gerektiren bir görevi sırtlamıştı. Her dikişte vatan sevgisini, her adımda ise millî yemini taşıyordu.
30 MART 1978: O KARANLIK GÜN
Takvimler 30 Mart 1978’i gösterdiğinde, Gaziantep bir evladını daha ebediyete uğurlamaya hazırlanıyordu. Hayatın akıp gittiği Karşıyaka semtinde, ülküdaşımız Celal Özkan’ın yolu kesildi. Onu durduranlar, vatanın birliğini ve milletin ruhunu hedef alan iki devrimci-solcu komünist militandı.
SON DÜŞÜŞ VE EĞİLMEZ ONUR
O an, sadece bir kavga değil, iki farklı dünya görüşünün çarpışmasıydı. Önce sözlerle saldırdılar; hakaretler ve küfürlerle, bir yiğidin onurunu kırmaya çalıştılar. Onların amacı, sadece can almak değil, Celal Özkan’ın teslim olmasını sağlamaktı.
Ancak metin, onun bir an bile tereddüt ettiğini, yemininden döndüğünü kaydetmiyor. Bilinmeyen o son anlarda, bir zanaatkârın değil, bir kahramanın kararlılığıyla durduğu aşikârdı. Silahlar patlamadan önce Celal Özkan’ın yüzünde parlayan o iman ve eğilmez duruş, düşmanın kelimelerle kıramadığı son kalesi oldu. Terzinin dikiş iğnesinden daha keskin olan iradesi, onların en büyük yenilgisiydi.
Militanlar, onurun ve cesaretin önünde diz çöktüremedikleri bu 27 yaşındaki vatanseveri, namertçe silahla vurarak şehit ettiler.
TÜRK MİLLİYETÇİSİ ÜLKÜCÜ ŞEHİT CELAL ÖZKAN, 30 Mart 1978 günü, kendi şehrinde, inancı uğruna ölüme yürüdü; geride sadece bir dikiş makinesi değil, sarsılmaz bir adanmışlık mirası bıraktı.
"Sırtına kurşun sıkanlar, bir lideri öldürebilir; ama bir terzinin ebediyete diktiği o sancağı asla indiremezler."