"Yürekleri vatan aşkıyla yananlar için yaş sayılmaz; sadece gökyüzüne yükselirken geride bıraktıkları kahramanlık izleri sayılır."
İLK ADIM VE ANKARA’DAN İSTANBUL’A TAŞINAN YÜREK
O, sadece 18 yaşında bir gençti. Hayatının baharında, geleceği inşa etme çağındaydı; fakat kader, ona büyük bir vazife yüklemişti. Türk Milliyetçiliğinin sarsılmaz kalesi olarak bilinen bir ruha sahipti. Adı: ORHAN KADİR ÖĞÜTÇÜ. Doğduğu yer ANKARA olsa da, ideallerini yeşerttiği ve son nefesini verdiği gönül coğrafyası İSTANBUL’du. Kadıköy Söğütlüçeşme’de yaşıyor, Kadıköy Akşam Lisesi’nde okuyordu. O, hayatını sadece ders kitaplarından değil, adanmışlık ve cesaret felsefesinden öğrenen bir öğrenciydi.
MART AYININ AĞIR GÖLGESİ: KARDEŞ MİRASI
1980 yılı, Öğütçü ailesi için bir sınav yılıydı. Daha Mayıs gelmeden, Orhan Kadir’in omuzlarına tarifsiz bir yük binmişti. Mart ayında, ağabeyi İrfan Öğütçü, aynı kutsal dava uğruna şehadet şerbetini içmişti. Bu acı, 18 yaşındaki Orhan Kadir’in geri adım atmasına neden olmadı; aksine, duruşunu daha da sağlamlaştırdı. Abisinin emanetini, davasının bayrağını yere düşürmemeye yemin etmişti. Bu, yalnızca bir yas değil, aynı zamanda kararlı bir miras devralma eylemiydi.
KADIKÖY’DEKİ SON KALE: 16 MAYIS 1980
O gün, 16 MAYIS 1980 Cuma’ydı. İstanbul, yaklaşan büyük fırtınanın sessizliğini yaşıyordu. Orhan Kadir, ailesinin geçim kapısı olan Kadıköy Bahariye’deki babasına ait dükkanda, babasıyla birlikte çalışıyordu. O dükkan, sadece bir ticaret yeri değil, Ülkücü hareketin baskılar altındaki direnişinin sembolik bir durağıydı. Genç şehit adayı, babasının yanında, alnı ak bir duruşla, gelecek günlerin hayalini kuruyordu.
KAHRAMANLIĞA YÜKSELİŞ VE SON KURŞUN
Ancak karanlık, sinsi bir pusu kurmuştu. İdeolojik nefretin kör ettiği devrimci solcu-komünist militanlar, o dükkana baskın düzenlediler. Onların hedefi dükkan değil, dükkandaki sarsılmaz duruştu.
O an, ticaret hanenin duvarları, fedakârlığın destanına şahit oldu. Orhan Kadir Öğütçü, tehdit ve kurşun yağmuru karşısında geriye çekilmedi, abisinin izinden yürümenin, inancına sahip çıkmanın vaktinin geldiğini biliyordu. 18 yıllık kısa ömrünün en kritik anında, tereddüt etmeden, davasını korumak için ileri atıldı.
O genç ülkücü, hain kurşunlarla hedef alınarak şehit edildi. Onun düşüşü, babasının kollarında son bulan bir hayat değil, adanmışlığın bedelini ödeyen bir kahramanın, mücadelesini kanıyla mühürlediği an oldu. 16 Mayıs 1980’de İstanbul’un kalbinde, Ülkücü şehit Orhan Kadir Öğütçü, yalnızca kurşunlanarak değil, ebediyete yükselerek susturulamaz bir ses bıraktı.
"16 Mayıs 1980, sadece bir şehadet tarihi değil; 18 yaşında bir ülkücünün, abisinin düştüğü yolda, davasını canıyla mühürlediği, ebedi bir sadakat yeminidir."