"Bazı hayatlar uzun bir destan gibi yaşanmaz; bir anlık duruşla, çağlar sürecek bir yemin gibi mühürlenir."
DOĞAN YILDIZ: KİMLİK VE YEMİN
O, Tokat toprağının henüz olgunlaşmamış, fakat yeminine sadık bir fidanesiydi. Adı Cengiz Arslan’dı. Türk Milliyetçiliği davasına gönül vermiş bir Ülkücü Şehit. Takvimler 1980 yılının karanlık günlerini gösterirken, o sadece on sekiz yaşındaydı. Yaşı küçüktü, fakat davası büyüktü.
Gaziosmanpaşa Lisesi’nin sıralarında oturması gerekirken, o ruhunu vatan sevgisinin en yüce mefkûresiyle donatmıştı. Genç Bozkurtlar arasında yer alarak, geleceği devralmaya hazır, kararlı bir nefer olduğunu ispatlamıştı. Cengiz Arslan, daha hayatının baharında, canını feda etmeyi göze aldığı o kutlu yola çıkmıştı.
ADANMIŞLIĞIN CUMA GÜNÜ
Şehadete yürüdüğü gün, 16 Mayıs 1980 Cuma’ydı. Bu, sadece sıradan bir tarih değil, selaların okunduğu, gök kubbenin adeta ilahi bir çağrıya kulak verdiği mübarek bir gündü. Tokat’ın sokakları, onun kararlı adımlarına şahitlik ediyordu. O, sırtında sadece okul çantasıyla değil, aynı zamanda millete olan sarsılmaz borcuyla yürüyordu.
Ancak, o günün mukaddes atmosferi, ihanetin gölgesiyle kesildi. Devrimci solcu-komünist militanlar, ülkücü duruşun temsilcisi olan gencecik Cengiz’i pusuya düşürerek saldırdılar.
O KARŞILIKSIZ DİRENİŞ VE CESARET SAVAŞI
Yılmak nedir bilmeyen Cengiz Arslan, namert saldırıya karşı dimdik durdu. Geri çekilmedi, yolundan dönmedi; onlara karşı cansiperane bir direniş gösterdi. Omuz omuza, göğüs göğüse bir mücadele başladı. Cengiz’in kalbinden beslenen iman dolu cesareti o kadar büyüktü ki, sayıca üstün olan o şerefsiz güruh, onu er meydanında, dürüst bir kavgada alt edemeyeceklerini dehşetle anladılar.
Bir yiğide karşı duracak yüreği olmayan bu korkaklar, karanlık zihniyetlerinin gereği olan en alçak yönteme başvurdular. Tek bir kişinin duruşundan korkanlar, silaha sarıldılar.
ŞEHADETİN MÜHRÜ: 17 KURŞUN
Cengiz Arslan, 17 mermiyle hedef alındı. Vücuduna isabet eden her bir kurşun, sadece bir fiziksel yara değil; aynı zamanda 18 yaşındaki bir gencin, idealine duyduğu bağlılığın şehadet mühürü oldu. Bu on yedi kurşun, onun ne kadar büyük bir tehdit olarak görüldüğünün, ne kadar kuvvetli direndiğinin ve son nefesine kadar teslim olmadığını kanıtlayan bir sayımdı.
O gün, Tokat’ın toprağı, bir öğrenciden çok, bir kahramanın kanıyla sulandı. Cengiz Arslan, hayatını vatanın istikbali için feda edenler kervanına katılarak, adını 16 Mayıs 1980’de tarihe yazdırdı. Onun son nefesi, milliyetçi duruşun asla eğilmeyeceğinin destansı yemini oldu.
"Cengiz Arslan, 18 yaşında bir öğrenci olarak değil; vatanın mukaddes toprağına düşen ve yedi iklimi aydınlatan bir meşale olarak tarihin altın sayfasına yazılmıştır."