"Bazı ruhlar, yirmi üç bahar görmeden, bir milletin geleceği uğruna en büyük yemini eder. Bu yemin, imanın en keskin kılıcıdır."
ANADOLU’DAN YÜKSELEN SESİN YÜREĞİ
Sivas’ın çetin coğrafyasında, İmranlı’nın Alanyut Köyü’nde doğdu Ayhan Güngül. O, sadece bir köylü çocuğu değil, köklerinde Türk Milliyetçiliğinin derin sadakatini taşıyan bir yiğitti. Gözleri, ufuktan yükselen büyük davanın sancağını görmüş, yüreği ise davasına adanmışlığın ateşini taşımıştı. Tarihin en zorlu yıllarında, 23 yaş gibi genç bir çağda, kaderini İstanbul’un çetin mücadele meydanlarına yazdı.
GÖZTEPE'NİN SIRTLANAN SANCAĞI
İstanbul’da, Göztepe Akşam Ticaret Lisesi sıralarında sadece ders kitaplarını değil, aynı zamanda ülkücü hareketin çetin mücadelesini de omuzladı. 23 yıllık kısa ömründe, liderliğin yükünü üstlendi; okulunun Ülkücü Teşkilat Başkanı oldu. Onun için okul sadece dört duvar değil, inancın savunulduğu, geleceğin filizlendiği bir mevziydi. O, karanlığın yoğunlaştığı bir dönemde, ülküdaşlarının önünde, sarsılmaz duruşuyla onlara rehberlik eden bir sembol hâline gelmişti.
İHANETİN PUSUYA DÖNÜŞTÜĞÜ AN
Takvimler, 16 Mayıs 1979 tarihini gösteriyordu. O gün, masum bir bekleyiş, alçakça bir tuzağa dönüştü. Saatler 18.00’ı vurduğunda, geleceğe dair umut dolu sözler fısıldayarak okulun önünde bir arkadaşıyla birlikte duruyordu.
Hiçbir uyarı yoktu, hiçbir er meydanı çağrısı yapılmamıştı. Çünkü karşısındaki zihniyet, kahramanlığın dilinden anlamıyordu. Yolun karşısında, gölgelere saklanmış komünist bir militanın karanlık niyeti, Ayhan Güngül’ün üzerine ölüm saçtı. Haince açılan bu ani ateş sonucu, Ayhan Güngül ve yanındaki ülküdaşı ağır yaralandılar.
HASTANE DUVARLARINDA YÜKSELEN SON YEMİN
Yaralanmak, onun için mücadeleden vazgeçmek demek değildi; o, son nefesine kadar direnişin en yüce örneğini sergiledi. Fakat ihanet kurşunları acımasızdı. Kaldırıldığı hastanede, ülküdaşlarının ve milletinin duaları arasında, genç bedeni daha fazla dayanamadı. Ayhan Güngül, kurtarılamayarak şehit oldu.
O gün, Ayhan Güngül, sadece 23 yıllık ömrünü değil; yarına dair tüm hayallerini, inandığı davanın kutsal ateşi uğruna feda etti. Anadolu’dan yola çıkan bir kahramanın destanı, İstanbul’un Ataşehir Küçükbakkalköy mezarlığının mübarek toprağında ebediyete kavuştu.
EBEDİYETE YÜRÜYÜŞ
O, Sivas’ın dağlarından aldığı yiğitliği İstanbul’un sokaklarında destanlaştırdı. Ayhan Güngül’ün adı, Türk Milliyetçiliği davasına atılan her adımda, geleceğin aydınlık yüzü için kanıyla ödenen en yüksek bedelin nişanesi olarak kalacaktır.
"Ayhan Güngül’ün adı, yirmi üç yıllık kısa bir ömrün, sonsuz bir imana ve vatan aşkına nasıl dönüştüğünün en yüce ve dağ gibi duran belgesidir."