"Bazı insanlar ölüme yürürken bile, arkalarında bıraktıkları davanın sarsılmazlığını kanıtlar."
KİMLİĞİ VE İDEALLERİN KUTSAL YEMİNİ
O, Tokat'ın çelikten iradesini taşıyan Turhal topraklarında, Anadolu'nun o derin vicdanında filizlenmişti. Adı Abdullah Bozdağ’dı. Fakat o ismi tarihe yazdıran, sıradan bir hayat hikayesi değil, üzerine giydiği sarsılmaz kimliğiydi: Türk Milliyetçisi Ülkücü Şehit. O, yaşadığı dönemin fırtınalı rüzgârlarına karşı, milletinin geleceğine adanmış bir yeminle durdu. Onun varlığı, devir teslim aldığı kutlu emanetin canlı bir mührüydü.
GİZLENEN MESLEK: MİLLETE ADANMIŞLIK
Biyografiler bazen bir insanın unvanını yazmakta aciz kalır. Abdullah Bozdağ’ın resmi mesleği, kağıtlara not edilmemiş olabilir; ancak onun gerçek mesleği, vicdanın en yüce mertebesinde kayıtlıydı: O, Türk’ün son kalesini bekleyen bir nefes, bir ülkü neferiydi. Bedenini bir mevziye çevirenlerin, makam veya maaş değil, sadece bayrak ve imanla yürüdüklerinin en büyük ispatıydı. O, sıfatların ötesinde, davasının yaşayan bir timsaliydi.
TURHAL’DAKİ SON BULUŞMA
Takvimler 15 Mayıs 1980’i gösteriyordu. Memleketi Tokat'ın Turhal ilçesinde, huzurun en masum kalelerinden biri olan bir kahvehanede, birkaç arkadaşıyla birlikte oturuyordu. Bir davanın yoldaşları, gelecekten umutla konuşuyorlardı. O anlar, masumiyetin ve dostluğun sıcaklığı içinde geçen, sıradan bir akşamdı.
Ancak karanlık, pususunu kurmuştu.
ATEŞ VE İHANET
Huzurlu bekleyiş, aniden patlayan kurşun sesleriyle yırtıldı. Pusuda bekleyen, kinle bilenmiş devrimci solcu-komünist militanlar, bir anda kahvehaneyi kana bulamak üzere silahlarını çektiler. Bu bir çatışma değildi, bu, alçakça ve kalleşçe bir taramaydı. Dostluğun kalesine yapılan bu hain saldırı, Abdullah Bozdağ’ı ve arkadaşlarını hedef almıştı.
O an, kargaşanın ve ölümün gölgesinin düştüğü o kahvehanede, Abdullah Bozdağ’ın son kararı sadece bir saniye sürdü, ama bin yıllık bir cesareti barındırıyordu. Detaylar kayıp olsa da, bu vatanın kahramanları o tip anlarda asla geri adım atmaz. O, sığındığı dostluk çemberini korumak için, kurşunların üzerine kararlılıkla yürüdü, canını siper etti.
ŞEHADETİN TOKAT MÜHRÜ
Turhal’ın o kahvehanesinde açılan o hain ateş sonucu, Abdullah Bozdağ düştü. O gün, 15 Mayıs 1980, Tokat toprağı, bir ülkü erinin sıcak kanıyla sulandı. O, hayatının en kritik anında, inandığı değerleri sadece sözle değil, bedeniyle savunan kahramanlar safına katıldı.
Şehadetiyle, adını unutulmaz bir direniş destanına yazdırdı. Abdullah Bozdağ; davası için sadece yaşayan değil, davası için ölmeyi de bilen, sarsılmaz bir imanın ve kahramanlığın Tokat’a atılmış mührü oldu.
"Onlar, adını tarihin soğuk sayfalarına değil, milletinin vicdanına ve gökyüzüne çizilen o sancağın her bir rengine yazan ebedi kahramanlardır."