"Bazı hayatlar, baharında filizlenirken, toprağın en büyük yemini olur."
GENÇ BİR YÜREĞİN SÖZÜ
Takvimler 1979 yılını gösterdiğinde, Kahramanmaraş'ın kadim toprakları, Elbistan'da, ülkücü davanın geleceğine adanacak bir fidanı, Mehmet Polat’ı bağrına bastı. Onun kimliği, bir doğum tarihinden ibaret değildi; o, henüz genç yaşta, Türk Milliyetçiliği idealine yemin etmiş bir yürek, bir Ülkücü Şehit adayıydı. O, sadece yaşayacak biri değil, uğruna ölünecek bir inancı taşıyandı.
ELBİSTAN'IN ADANMIŞ EVLADI
Mehmet Polat, zekâsını ve ruhunu ülküye adarken, Mükremin Halil İnancık Lisesi’nin koridorlarında lise son sınıf öğrencisi olarak geleceğe doğru emin adımlarla yürüyordu. Ömrünün baharı, en verimli çağındaydı; hayatının en büyük mücadeleleri vermeden önceki son demlerini, bilgiyle ve idealin coşkusuyla dolduruyordu. O, sadece ders kitaplarını değil, milletinin tarihini ve sorumluluğunu da yüklenen bir öğrenciydi.
OKUL KAPISINDAKİ KADER ANI
14 Mayıs 1999... Bu tarih, Elbistan semalarına çöken hain bir pusunun gölgesi olarak tarihe kazındı. Okulun dışında, eğitimin ve geleceğin yeşermesi gereken kutsal alanda, karanlık ideallerin temsilcileri bekliyordu. Devrimci solcu militanlar, sayı ve hainlikle üstün gelme gayesiyle, genç Mehmet Polat ve beraberindeki dört arkadaşına bıçaklarla saldırdılar.
Bu, bir çatışmadan çok, gençliğe, bilince ve ülküye yapılmış bir saldırıydı. Ancak Mehmet Polat, geri adım atmadı. O an, bir öğrenci olmaktan çıktı; inancını canı pahasına savunan bir destanın kahramanı oldu. O, bedenini siper ettiğinde, yanında bulunan dört arkadaşı da yaralandı; ancak en büyük darbeyi, en sarsılmaz duruşu sergileyen Mehmet Polat almıştı.
KANLA YAZILAN SON DURUŞ
Ağır yaralarla yere yığıldı. Vücuduna saplanan her bıçak darbesi, sadece etini değil, milletin vicdanını da kanatıyordu. O karanlık anda, Mehmet Polat'ın kahramanlığı, sessiz bir direnişe dönüştü. O, canını teslim etmeden önce, ağır yarasının sızısıyla, davasına olan bağlılığını bir kez daha kanıtladı. Kurtarılması mümkün olmayan, yavaş yavaş çekilen bir hayat enerjisiydi bu. Bedenindeki bütün kan toprağa akarken, o, genç yaşına rağmen büyük bir davanın şehidi olarak tarihe geçti.
O gün, Elbistan sadece bir evladını kaybetmedi; Türkiye Cumhuriyeti, 14 Mayıs 1999’da, kan kaybından şehit olan bu yiğit ülkücünün fedakârlığıyla güçlendi. Mehmet Polat, hayatının en anlamlı son adımını attı ve adını, Kahramanmaraş’ın destanına sonsuza dek yazdırdı.
O, bedenindeki kan toprağa karışırken, adını Kahramanmaraş'ın fedakârlık destanına altın harflerle yazdırdı.