"Bırakın tarih yazsın; bir yiğidin hayatı, ne zaman ve nerede doğduğundan çok, hangi yola ve hangi yürekten davaya adandığıyla ölçülür."
BİR NEFERİN DOĞUŞU: MEHMET ÇİÇEK
Denizli’nin yiğit toprağı Buldan’da yeşeren bir fidandı o. MEHMET ÇİÇEK. Ancak onun kimliğini coğrafya değil, adanmışlık belirledi. O, sadece bir vatandaş değil, zor şartların ve çetin zamanların omuzlarına yüklediği ağır bir sorumluluğu taşıyan, yüreğiyle inancını birleştirmiş bir ülküdaştı.
Onun mesleği, bir diplomadan ibaret değildi; bu, bir yeminli duruştu. Hayatının gayesi, Türk-İslam ülküsünün sarsılmaz bir neferi olmaktı. 1979 yılının o karmaşık ve fırtınalı günlerinde, geri adım atmayı değil, en tehlikeli yolu seçti. Mehmet Çiçek, bedelinin ağır olduğunu bilerek davasına sahip çıktı.
14 MAYIS 1979: KADERİN ÇAĞRISI
Tarih 14 Mayıs 1979’u gösterdiğinde, Ege’nin bütün ülkücüleri tek bir hedef için kenetlenmişti. İzmir’de, MHP’nin “Büyük Ege Mitingi” gerçekleşecekti. Bu, sadece bir siyasi toplanma değil, bir davanın çelikleşmiş iradesinin haykırılacağı büyük bir buluşmaydı.
Denizli’den, Buldan’dan yola çıkan vatan sevdalılarının arasında Mehmet Çiçek de vardı. O ve kader ortağı ülküdaşları, inançlarının ateşiyle yanan kalplerle, karanlık günlerin üzerine doğru yola koyuldular. Her adım, her kilometre, kutsal bildikleri değerlere doğru atılmış bir fedakarlık adımıydı.
SARAYKÖY’DE PUSU VE KAHRAMANIN SON YÜRÜYÜŞÜ
Ancak karanlık, bu kutlu yürüyüşe gölge düşürmekte gecikmedi. Sarayköy İlçesi yakınlarında, yiğitlerin seyahat ettiği araç, hain bir tuzağın hedefi oldu. Silahların namluları, davasına adanmış bu yürekleri susturmak amacıyla açıldı.
Duruşundan asla taviz vermeyen Mehmet Çiçek, o mermi yağmurunun ortasında bir an bile tereddüt etmedi. Silahlı saldırı, neferlerin kararlılığını test eden bir ateşten çembere dönüştü. Araç taranırken, vatan aşkıyla tutuşan üç ülküdaşı ağır yaralar alarak hayatta kaldı. Fakat Mehmet Çiçek, aldığı sayısız kurşun yarasıyla düşmanlarının değil, davasının son fedaisi oldu.
O an, acının en keskin, sadakatin ise en yüce olduğu andı. Mehmet Çiçek, davası uğruna çıktığı o yolda, Denizli topraklarında ebediyete ulaştı.
ŞEHADETİ VE ÖLÜMSÜZ MÜHRÜ
TÜRK MİLLİYETÇİSİ ÜLKÜCÜ ŞEHİT MEHMET ÇİÇEK, 14 MAYIS 1979 günü, inançları uğruna canını feda etti. O, sadece bir olayın kurbanı değil; zor zamanlarda davasını yaşatmak için kendi canını öne süren, destanlara layık bir kahraman olarak tarihe adını yazdırdı. Onun hayatı, vatan yolunda atılan son adımın, en büyük fedakarlık olduğunu gösterdi.
"Ve 14 Mayıs 1979, Denizli topraklarında sadece bir şehadet tarihi değil, zor zamanlarda davasına sırt çevirmeyen bir ülkü neferinin ölümsüzlük mührü olarak kaldı."