"Bayrak yere düşmesin diye can verenlerin hikayeleri, sadece toprağa değil, milletin kalbine yazılır."
KİMLİĞİ VE BİR YUVANIN YÜREĞİ
Ordu'nun sarp dağlarında, Aybastı ilçesinin Sefalık Köyü’nde filizlenen bir yiğitlikti Temel Çalgıcı. 36 yıllık ömrüne, yalnızca bir coğrafyanın değil, beş fidanın da sorumluluğunu sığdırmış bir baba, bir eşti. O, sadece evini değil, ait olduğu kutsal değerleri de sırtında taşıyan, mütevazı ancak dimdik bir duruşun temsilcisiydi. O’nun hayatı, Anadolu’nun zorlu topraklarında kök salmış, ülkücü inanca adanmış bir adanmışlığın ta kendisiydi.
MİLLİYETÇİLİĞE ADANMIŞ BİR RUH
Temel Çalgıcı, Türk Milliyetçisi Ülkücü kimliğiyle sadece bir siyasi görüşü değil, aynı zamanda ruhunun en derinindeki sarsılmaz imanı da taşıyordu. O’nun için vatan, kutsal bir emanetti; ülkü ise bu emaneti korumanın şaşmaz rehberi. O, değerleri uğruna en büyük bedeli ödemeye hazır bir neferdi ve bu kararlılığı, Ordu topraklarında yükselen zorlu rüzgârlara karşı bile asla eğilmeyecekti.
KARANLIĞIN ÇÖKTÜĞÜ O MAYIS AKŞAMI (14 MAYIS 1980)
Takvimler 14 Mayıs 1980’i gösterdiğinde, Aybastı semalarına kara bir gölge çöktü. O akşam, Temel Çalgıcı’nın hanesi, inançları sınanacak bir kale haline geldi. Yedi karanlık militan, zorbalığın ve ihanetin sesi olarak kapısına dayandı. Amaçları açıktı: Bu sağlam inançlı adamı, Dev-Yol isimli yasadışı örgütün kirli saflarına katmak, O’nun ruhunu lekelemekti.
YEDİ ZORBAYA KARŞI TEK BİR ADAM VE SON DURUŞ
Korkunun kol gezdiği, tehditlerin havada uçuştuğu o anlarda, Temel Çalgıcı'nın ruhu çelikleşti. Yedi silaha, yedi karanlık niyete karşı tek bir adam duruyordu. Hainlerin teklifi, sadece canına değil, namusuna ve inancına yapılmış bir saldırıydı. Kaynağına sadık ham metnin açıkça belirttiği gibi, ülküdaşımız o talebe karşı şiddetle karşı çıktı. Bu bir itirazdan öte, sarsılmaz bir imanın kükreyişiydi. O an, Temel Çalgıcı, hayatını kurtarmayı değil, karakterini korumayı seçerek, kahramanlığın en destansı eylemini gerçekleştirdi. O'nun 'Hayır!' deyişi, tarihe yazılmış bir mühür oldu.
FEDAKÂRLIĞIN GÖLGESİNDE ŞEHADET
Temel Çalgıcı'nın bu tavizsiz duruşu, zorbaların vahşetini tetikledi. Karanlık güçler, karşılarındaki bu inanç abidesine tahammül edemediler. Ve o trajik an geldi: Komünist katiller, hiçbir merhamet göstermeden, en büyük acıyı hedef alarak silahlarını çektiler. O yiğit adam, evinin eşiğinde, en kutsal varlıklarının, yani sevgili eşinin ve beş masum çocuğunun gözleri önünde, acımasızca şehit edildi.
14 Mayıs 1980, sadece bir ölüm tarihi değil; bir ülkücünün, ailesine ve değerlerine bağlılığının bedelini canıyla ödediği, fedakârlığın en yüksek mertebesine eriştiği gündür. Temel Çalgıcı, canını feda ederek, davasının ve milletinin geleceğine son bir onur dersi vermiştir.
"Temel Çalgıcı’nın adı, Aybastı’nın topraklarında değil; imandan taviz vermeyenlerin yazdığı destanların ebedi sahifelerinde yaşamaktadır."