“Bazı insanlar sadece yaşamak için doğmaz; inandıkları uğruna, bir milletin vicdanına adanmış ölümsüz birer anıt olmak için doğarlar.”
KİMLİK: BİR MİLLETİN YÜREĞİ
Coşkun Erdağ, adını taşıdığı coşkuyu yüreğinde büyütmüş, Kars’ın o kadim ve sert coğrafyasında hayata gözlerini açmıştır. O, sadece bir isim değildi; o, "Türk Milliyetçisi Ülkücü Şehit" unvanıyla anılacak, davasına adanmışlığın en saf timsaliydi. Mesleği işçilikti; alın teriyle hayatını kazanan bu yiğit, sıradan bir hayatın konforunu elinin tersiyle iterek, inançlarının ve milletinin kavgasına en ön safta katılmıştı.
ADANMIŞLIĞIN KALEMİ VE BEDELİ
Coşkun Erdağ, kavgayı sadece meydanlarda değil, mürekkebin gücüyle veriyordu. Yakın bir akrabası ile omuz omuza vererek çıkardığı "Yeni Doğuş Birlik Gazetesi," karanlık ideolojilerin üzerine düşen bir hakikat ışığıydı. Bu gazete, onun sesi, onun duruşuydu. Ancak hakikati haykırmanın ağır bir bedeli vardı: Yazdıklarından dolayı, komünist militanlar tarafından sürekli ve sistematik olarak tehdit ediliyordu. O, tehdide boyun eğmedi. Tehlike, onun cesaretini kamçılıyor, geri adım atmak yerine, her baskıyla birlikte kalemini daha da keskinleştiriyordu. O, hayatını değil, inancının şerefini korumayı seçmişti.
KARS’TA, BİR DÜĞÜN GÜNÜ
13 Mayıs 1978... Kaderin, en trajik anları en mutlu olaylarla harmanladığı o karanlık gün. Kars’ın atmosferinde bir sevinç rüzgârı esiyordu; İzmir’den gelen erkek kardeşi, yaklaşan düğünü için memleketindeydi. İki kardeş, bir mutluluk anını paylaşmak üzere şehrin merkezinde, yan yanaydı. Düşman pusuda, karanlık köşelerde beklerken, hayatın doğal akışı içinde, erkek kardeşi sadece bir sigara almak için dükkânın kapısından içeri adım attı. İşte o kısacık, bir nefeslik ayrılık anı, Coşkun Erdağ’ın kahramanlık destanının yazıldığı son saniye oldu.
SON VURUŞ VE EBEDİYET
Düğün sevincine kasteden bir ihanetle, pusu kuran komünist militanlar, en savunmasız ve hazırlıksız anda silahlarını ateşlediler. Bu, sadece bir saldırı değil, bir inanca ve bir duruşa karşı yapılmış alçakça bir suikasttı. Coşkun Erdağ’ın vücudu, davasının bedelini öderken, aldığı kurşunlar onu yere yığdı. Vücudunun çeşitli yerlerine isabet eden mermiler neticesinde, olay yerinde, onurunu kirletmeden şehit oldu. O an, işçi Coşkun Erdağ, tehditlere karşı boyun eğmeyen bir destana dönüştü. Doğduğu yer olan Kars toprağı, 13 Mayıs 1978 günü, inancıyla yazdığı son mektubu kucaklayarak, onu ebediyete uğurladı.
“O, karanlığın ortasında, kelimeleriyle yaktığı ateş çemberine kararlılıkla yürüdü. Artık bir isim değil, milletinin hafızasına kazınmış, 13 Mayıs’ın sarsılmaz destan zırhıdır.”