"Bazı ruhlar, bedenleri on altı yaşında dahi olsa, tarihin en çetin savaşlarına omuz vermeye ve ölümsüzlüğü seçmeye hazırdır."
KİMLİĞİ VE GENÇLİĞİN YEMİNİ
Adana'nın Kozan ilçesine bağlı Akçalıkuşağu köyünden Anadolu’nun çileli topraklarından fışkıran bir filizdi o: HASAN BENLİ. O, yalnızca bir köy çocuğu değil, yüreğiyle devleşmiş bir Türk Milliyetçisi ve Ülkücü neferdi. Takvimler 1980 yılını gösterdiğinde, henüz on altı yaşındaydı. Hayatın bütün vaatlerine, gençliğin bütün güzelliklerine sırtını dönmüş, sıradan bir geleceği değil, ülkü uğruna adanmışlığı seçmişti. Ailesiyle birlikte ikamet ettiği Adana Kazım Başer Mahallesi, onun sadece evi değil, aynı zamanda ideolojik savaşının mevzisiydi.
KARANLIĞA KARŞI DİRENİŞ MEVZİLERİ
1980 Türkiyesi, karanlık bir girdabın içindeydi. Hasan'ın yaşadığı mahalle, kızıl bir tehdidin gölgesinde tutuluyordu. Devrimci-komünistler, baskılarını artırmış, sokakları terörle teslim almaya çalışıyorlardı. Ancak Hasan Benli, o gencecik yaşına rağmen, teslimiyetin ne olduğunu bilmiyordu. O ve ülküdaşları, canları pahasına, bu kızıl işgale karşı bir direniş duvarı ördüler. Onlar, mahallenin namusunu ve vatanın geleceğini savunan sessiz ama kararlı kahramanlardı. Onların varlığı, zorbalığa karşı yazılmış en net cevaptı.
O KARARLI ÖĞLEN VAKTİ
29 Mart 1980, Adana için sıradan bir bahar günü gibi başlamıştı. Öğlen saat 13.00 sıralarıydı. Hasan, en yakın arkadaşlarıyla birlikte, bir arkadaşının babasına ait bakkal dükkânının önünde oturmuş, belki de geleceğe dair umut dolu planlarını veya davasının sorumluluklarını konuşuyordu. Huzur dolu görünen bu an, bir fırtına öncesi sessizliğiydi. Zira bu topraklar, ülkü uğruna dövüşenlerin rahat nefes almasına izin vermeyecek kadar hainlerle doluydu.
ON ALTI YAŞIN SON NEFESİ VE DESTANIN SON PERDESİ
Ansızın, kızıl ideolojinin hainleri, ellerinde silahlarla beliriverdiler. Onlar, Hasan’ın kararlı duruşundan, on altı yaşındaki bir gencin gösterdiği cesaretten nefret ediyorlardı. Konuşmaya dahi fırsat vermeden, pusu kurarak masum sohbetin ortasına ölüm yağdırdılar.
Kurşunlar havayı yırttı, şer düştü o masum bakkal dükkânının önüne. İki ülküdaşı yaralanarak kan bedeli ödedi. Fakat vatanın en genç neferi olan ŞEHİT HASAN BENLİ, en ağır, en onurlu bedeli ödedi. O, kaçmadı, tereddüt etmedi. Kurşunlar bedenine saplandığında, 16 yaşındaki yüreği oracıkta, Adana’nın ortasında, şehadetin mührünü vurdu. Olay yerinde hayatını kaybederek, davasına olan bağlılığını kanıyla tescilledi. Hasan Benli, genç yaşta ödenen en yüce borcun, vatan savunmasının yaşayan (ve şehit düşen) timsali oldu.
"Hasan Benli, 16 yaşındaki bedeniyle toprağa düştü; ancak inancıyla, Adana semalarında sonsuz bir direniş bayrağı oldu. O, ölümüyle, zulme karşı asla diz çökmeyeceğimizi haykıran ebedi bir sestir."