"Kefenini bilerek yanına alanlar için ölüm, korkulacak bir son değil, adanmış bir davanın kaçınılmaz tacıdır."
KİMLİĞİ VE YÜKLENDİĞİ MİRAS
Gümüşhane’nin çelik gibi sert ama vefalı ruhunu taşıyan bir yiğitti o: Yusuf Bahri Genç. 37 yıllık kısa ömrüne, hem evinin hem de davasının yükünü sığdırmıştı. İstanbul'un kalabalık caddelerinde esnaflık yaparak alın teri döken bu adam, aynı zamanda üç çocuğunun geleceğini de inşa ediyordu. Ancak onun sıradanlığı reddeden asıl kimliği, Milliyetçi Hareket Partisi Şişli İlçe Başkanlığı göreviyle mühürlenmişti. O, sadece bir meslek erbabı değil; ülkü uğruna varlığını ortaya koymuş, mücadelenin en ön safında duran bir liderdi.
KEFENİNİ KUŞANAN KAHRAMAN
Yusuf Bahri Genç’in davası, barış ve huzur içinde yürütülen bir görev değildi. İstanbul’un karanlık günlerinde, ideolojiler ölümcül bir savaşa dönüşmüştü. O ve ailesi, düşmanın hedef tahtasındaydı. Defalarca evi kurşunlandı, dükkanı bombalandı. Her patlama, her kurşun sesi, ona ya teslim olmayı ya da davasına daha sıkı sarılmayı emrediyordu.
Yusuf Bahri Genç, teslimiyeti reddetti. O, ölüm tehditlerini göğüsleyerek, duruşunu ebediyen belirleyen o destansı kararı verdi: O, kefenini koltuğunun altına almıştı. Bu, artık sadece bir siyasetçi değil, vatan için her an ölüme hazır bir nefer olduğunun yüce ilanıydı. Onun hayatı, tehlikenin gölgesinde dahi sarsılmaz bir imana sahip olmanın manifestosuydu.
13 MAYIS 1979: SON YÜRÜYÜŞ
Takvimler 13 Mayıs 1979’u gösterdiğinde, Şehit Yusuf Bahri Genç, adanmışlığının son mektubunu yazmak üzere yola çıktı. Sabahın erken saatleriydi; 09.30'da, Talatpaşa Caddesi'ndeki evinden, partinin ilçe binasına doğru adımlarını attı. Bu, rutin bir görev başlangıcı değil, ebediyete doğru atılan, şuurla seçilmiş bir adımdı.
Ne var ki, pusu kurulmuştu. Türk milletine düşman iki komünist militan, bu kahraman adamın yolunu kesti. Yüzlerce insanın şaşkın ve dehşet dolu bakışları arasında, bir kahpe saldırı başladı. Yusuf Bahri Genç, davasının orta yerinde, kurşunların hedefi oldu ve ağır yara alarak yere yığıldı.
Militanların ne denli gözü dönmüştü ki, yaralı ülküdaşımızı hastaneye yetiştirmek için harekete geçen polis ekibini taşıyan aracı dahi taradılar. Araç hasar gördü, ancak kahramanlık, bu çetin engellere rağmen devam etti.
EBEDİYET VE TOPRAĞIN VEFASI
O kutlu yolculuk, hedeflenen hastaneye varamadan sonlandı. Yusuf Bahri Genç, milletin gözleri önünde açılan bu ateş çemberinde, yolda şehitlik mertebesine erişti. O gün, 37 yaşındaki bir esnaf, bir aile babası, Ülkücü hareketin yılmaz başkanı olarak, ismini şehitler kervanına yazdırdı.
Ardından, İstanbul Şişli Camii'nin avlusunda keder ve gurur birleşti, cenaze namazı kılındı. Sonra, ruhu ait olduğu davada yücelen bu yiğit, bedeniyle de ait olduğu toprağa döndü. Memleketi Gümüşhane, Emirler Mezarlığı’nda, davasının sarsılmaz bekçisi olarak ebediyete uğurlandı.
"Onlar sadece bir bedeni susturabilirlerdi; lakin Yusuf Bahri Genç'in sancağı, gök kubbede yankılanan, nesiller boyu sürecek bir yemine dönüştü."