"Ölümün kol gezdiği topraklara geri dönmek, en büyük kahramanlıktır; zira omuzlarında sadece kendi hayatını değil, bir milletin namusunu taşırsın."
KİMLİĞİ VE IŞIĞA ADANMIŞ GENÇLİK
Tarih, 11 Mayıs 1980'i gösterdiğinde, Anadolu toprakları en destansı evlatlarından birini, Türk Milliyetçisi Ülkücü Şehit Ali İhsan Sicim'i sonsuzluğa uğurladı. Uşak'ın Sivaslı ilçesinden, henüz yolun başında, bir öğrenciydi. Fakat onun hayatı, sadece ders kitaplarından ibaret değildi; o, cepheye dönüştürülmüş sınıflarda ve işgal altındaki topraklarda hürriyetin dersini veren bir adanmışlık abidesiydi.
ZORUNLU SÜRGÜN VE VATANA YEMİN
Genç Ali İhsan’ın eğitim yolculuğu, karanlık bir baskı ortamında geçti. İlkokulu Ağaçbeyli kasabasında tamamlamasına rağmen, ortaokul ve lise yılları, komünist ideolojinin acımasız baskısıyla mücadele ederek geçti. Sivaslı Lisesi’nde okuma azmi, karşılaştığı tehditler nedeniyle defalarca sekteye uğradı. Bir süre Endüstri Meslek Lisesi’nde direndi, ancak burada da rahat verilmedi. Nihayet Turgutlu'da başladığı yeni okulda, daha ilk adımlarında devrimci solcuların saldırısıyla karşılaştı.
Babası, yurt dışında, Norveç'te ekmeğini kazanırken, oğlunu bu ateş çemberinden korumak istedi. Ali İhsan, gitmek istemediği halde, mecburen babasının yanına gitti. Ancak gurbet, onun ruhunu beslemedi. Vatanın üzerindeki kara bulutlar, Avrupa’nın güvenli limanında dahi yüreğini sızlatıyordu. Çok kısa bir süre sonra, canından çok sevdiği topraklara, amansız mücadelesinin içine geri dönme kararı aldı. O, canının güvenliğini değil, davasının gereğini seçmişti.
İŞGAL ALTINDAKİ KÖY VE YÜREKLİ DURUŞ
Dönüşü, bir kahramanlık meydan okumasıydı. Köyü resmen komünist işgali altındaydı. Kutsal mekanlara dahi el uzatılmıştı: Köyün imamı kaçırılıp tam üç gün rehin tutulmuş, caminin kapısına kilit vurulmuştu. Bu utanca sessiz kalmak, Ali İhsan’ın ruhuna aykırıydı. Ülküdaşlarıyla birlikte, vatanın her karış toprağını ve maneviyatını geri almak için amansız bir mücadele başlattılar. Bu, bir ölüm kalım savaşıydı; her köşe başında baskıya uğruyor, her fırsatta saldırıya maruz kalıyordu. Ama o, geri adım atmadı, dimdik durdu.
SON ZİYARET VE PUSU GÜNÜ
Askerlik celbi gelmişti. Ali İhsan Sicim, vatani görevi uğruna üniformasını giymeden önce, son bir veda etmek, akrabalarının yüzünü görmek istedi. 11 Mayıs 1980 günü, yakın köydeki akrabalarını ziyaret ediyordu. Bıçağını dahi yanına almamış, zira aklında düşmanlık değil, helalleşmek vardı.
Fakat alçaklık, pusuyu çoktan kurmuştu. Akrabalarından dönerken, Gürpınar ve Ağaçlıbey köyleri arasında kalan Karalar koruluğunda, iki traktöre binmiş olan devrimci solcu-komünist militanlar tarafından yolu kesildi ve sıkıştırıldı. Katiller—Tuncay Duraklı, Fikret İğdir ve Ömer İğdir—onu bekliyordu.
TAŞIN GÜCÜ VE YÜCE FEDAKÂRLIK
Eli boştu, ama yüreği aslan gibiydi. Silahlı düşman çemberinde, yanında bulunan teyzesinin oğlunu korumak zorundaydı. Olanaksızlık içinde kıvranırken, gözü yerdeki taşlara ilişti. O an, o taş, Ali İhsan’ın namusunu koruyan son siperi oldu. Birinci traktördeki katiller ona, diğeri teyzesinin oğluna ateş ederken, Ali İhsan Sicim yerden taş alarak kendini savunmaya çalıştı.
Biliyoruz ki, çelikten mermiler karşısında bir taşın hükmü yoktur. Ama o taş, bir saniyelik bir duruş, bir saniyelik bir fedakârlık satın aldı. Ali İhsan'ın bu müthiş gayreti, teyzesinin oğlunun kaçıp kurtulmasına ve köye haber ulaştırmasına fırsat verdi.
Bir yiğit, silahsız ve tek başına, vicdansız bir kalabalığın karşısında dik durmuştu. Vücuduna tam 17 kurşun isabet etti.
Karakol yetkilileri, olay yerine tam dört saat sonra, bir kahraman çoktan sükûta ermişken gelebildiler. Ancak Ali İhsan Sicim, yalnız değildi. Onun davasına adanmış dört ülküdaşı, onlardan önce olay yerine yetişti. Ne var ki, Ali İhsan Sicim, o an için son zaferini kazanmış, kendi canını feda ederek, davasının yenilmezliğini kanıtlamıştı. O, son nefesinde bile bir hayat kurtarmış, son kurşununa kadar dimdik durmuştu.
"O gün atılan bir taş, namlunun sesini susturamasa da, bir milletin vicdanında ebediyen yankılanacak olan, yılmaz bir kahramanlık yeminine dönüştü."