"Bazı hayatlar takvimlerle değil, yüreklerinde taşıdıkları ateşin şiddetiyle ölçülür. O ateş, 18 yıllık kısa bir ömürde destan yazdı."
MİLLETİN YEMİNİNDEN DOĞAN KAHRAMAN
Konya'nın derinliklerinden, Derbent ilçesinin Saraypınar Köyü’nden Anadolu topraklarına kök salmış bir yiğitti o: Ali Sevinç. Henüz ömrünün baharındaydı; 18 yaşının tüm saflığını ve enerjisini taşıyordu. Mesleği işçilikti; alın teriyle ailesinin geçimine katkı sağlayan, sıradanlığın en onurlu temsilcisiydi. Ancak Ali Sevinç’i tarihe yazan, sadece mesleği değil, yüreğinde taşıdığı yüksek ülküydü. O, Türk Milleti’nin varlığı ve dirliği davasına adanmış, bu uğurda Ülkü Ocakları Derneği (ÜOD) saflarında yerini almış bir fedaiydi. Hayatının gayesi, sadece ekmek parası kazanmak değil, bu toprakların bekçiliğini yapmaktı.
BİR ÖMRÜN ADANMIŞLIĞI: 18 YAŞINDAKİ NÖBET
Genç yaşına rağmen, omuzlarına aldığı yük, koca bir milletin sorumluluğuydu. Ali Sevinç, 1970'lerin o karanlık, kutuplaşmış günlerinde, inançlarının bedelini ödemekten çekinmeyen bir duruş sergiledi. O, sadece bir dernek üyesi değil, Türk’ün geleceği için canını ortaya koyan bir yiğitlik sembolüydü. Gündüzleri işçi, geceleri ise milletin bekası için nöbet tutan bir neferdi. Onun için mücadele, kişisel bir hırs değil, kutsal bir vazifeydi.
SÖNMEZ ATEŞİN ÜZERİNE YÜRÜYÜŞ
Takvimler 29 Mart 1978’i gösterdiğinde, Konya şehri Ali Sevinç’in son adımlarına tanıklık ediyordu. Tıpkı her gün olduğu gibi, omuzlarında günün yorgunluğu ve kalbinde vatan sevgisiyle evine doğru yürüyordu. Ancak kader, o gece ona evinin eşiğini değil, şehitliğin kapısını işaret etti.
Yolda, yedi kişilik devrimci solcu-komünist militanlardan oluşan karanlık bir pusu, Ali Sevinç’in yolunu kesti. Tek başına, 18 yaşında bir işçi, yedi celladın karşısında duruyordu. Sayıların eşitsizliği, Ali’nin ruhundaki cesareti zerre kadar eksiltmedi. Bu, sadece bir kavga değil; milletin dirliği için verilen tek kişilik, destansı bir direnişti. Silahlar ve şiddet karşısında bile geri adım atmayan o gencecik yürek, son nefesine kadar inancını savundu.
KONYA SEMALARINDA SON NEFES VE EMANET
Konya, o gece bir fidanın devrilişine şahit oldu. Ali Sevinç, uğruna mücadele ettiği varlık ve dirlik davası için canını feda ettiğinde, tarih 29 Mart 1978’i gösteriyordu. Bir insanın hayatı, bir idealin ebedi mührü haline gelmişti.
Şehit düştüğü yer Konya olsa da, onun aziz bedeni, doğduğu topraklara, Derbent Asri mezarlığına emanet edildi. Ali Sevinç, arkasında ne servet ne de unvan bıraktı; sadece 18 yaşında, inandığı değerler uğruna can veren bir kahramanın şanlı hatırasını, tüm Türk Milletine miras olarak bıraktı.
"Onun düştüğü topraklar, artık bir mezar değil, 18 yaşındaki bir yiğidin yeminine sadakatin ebedi şahididir. Ruhu şad, fedakarlığı millete emanet olsun."