"Bazı ömürler toprağa ekilen bir tohum gibidir; erken düşer ama bereketiyle koca bir nesli besler. Abdurrahman Alagöz, ömrünün baharında vatan toprağına adanmış yiğit bir köylü, sarsılmaz bir neferdi."
GÜNALTI KÖYÜNÜN UMUDU: MEMLEKET SEVDALISI BİR YİĞİT
Gaziantep’in Nizip ilçesine bağlı Günaltı köyünde, toprağın bereketiyle harmanlanarak büyüdü Abdurrahman Alagöz. Henüz 21 yaşındaydı; yüreği memleket sevdasıyla, zihni ise okuyup milletine hayırlı bir evlat olma hayaliyle doluydu. Geçimini çiftçilikle sağlıyor, nasırlı elleriyle helal lokmasını taştan çıkarıyordu. Onun en büyük gururu, en yüce şerefi ise Türk milliyetçiliği davasının amansız bir neferi olmaktı.
BİR SENDİKA ÇIKIŞI VE KAHPELİĞİN AYAK SESLERİ
Takvimler 7 Mayıs 1978’i gösteriyordu. Nizip’te gerilimin ve hain pusuların kol gezdiği o zorlu günlerde, Abdurrahman yine ülküdaşlarıyla omuz omuzaydı. Tek Gıda-İş Sendikası’nın Nizip şubesinde gerçekleştirilen bir buluşmanın ardından, kalbindeki o sarsılmaz inançla, bir grup dava arkadaşıyla birlikte binadan dışarıya adımını attı. Gençliğinin en dinamik, en inançlı günlerini yaşıyordu.
NİZİP SOKAKLARINDA HAİN YAYLIM ATEŞİ
Ancak dışarıda, adaletten ve millî uyanıştan rahatsız olan karanlık odaklar pusudaydı. Sendika binasından çıkan ülkücü grubun üzerine, gözü dönmüş komünist militanlar tarafından kalleşçe bir yaylım ateşi açıldı. Sokakları yankılatan silah sesleri, bir yiğidin hayallerini ve istikbalini hedef almıştı. Abdurrahman Alagöz, vücuduna isabet eden hain kurşunlarla saniyeler içinde olay yerinde şehadet şerbetini içti.
TOPRAĞA DÜŞEN BİR FİDAN, EBEDİ NÖBET
Henüz 21 yıllık ömrünün en güzel çağında olan Abdurrahman’ın aziz naaşı, doğup büyüdüğü, uğruna ter döktüğü memleketi Nizip’te toprağa verildi. O, okuyup büyük mevkilerde hizmet etmeyi hayal ederken; rütbelerin en büyüğüne, şereflerin en yücesine, "Şehitlik" makamına erişerek adını tarihe kazıdı.
NİZİP’İN SÖNMEYECEK MEŞALESİ
Abdurrahman Alagöz; toprağı işleyen elleriyle bayrağı yükselten, dik duruşundan bir milim bile taviz vermeyen Nizip’in has evladıydı. Onun kalleş bir pusuda yarım kalan hikayesi, davasına sadık binlerce ülküdaşının yüreğinde bir intifada gibi büyümeye devam etti.
"Abdurrahman Alagöz; Nizip sokaklarında hain kurşunlara göğsünü siper ederken, vatan sevgisinin lafla değil canla ispat edileceğini gösterdi. Adı, Günaltı köyünün rüzgarında sonsuza dek dalgalanacak bir hürriyet sancağıdır."