"Bazı evler vardır ki, vatanın ta kendisidir; bağrından çıkardığı her evladını bayrak yapar, toprağın altına birer istiklal nişanesi gibi yan yana dizer. Halil Keskin, ekmeğinin peşinde bir işçi, vatan yolunda sarsılmaz bir devdi."
ELAZIĞ’DAN DENİZLİ’DEKİ EKMEK KAVGASINA
Elazığ’ın Maden ilçesine bağlı Kızıltepe köyünde doğan Halil Keskin, henüz 22 yaşındaydı. Gencecik ömrünün baharında, rızkını kazanmak ve ailesine destek olmak için memleketinden Denizli’ye gelmişti. Sarayköy İplik Fabrikası’nda bir işçi olarak çalışıyor, şerefiyle alın teri döküyordu. O, sadece geçim derdinde bir genç değil; millî ve manevi değerleri her şeyin üstünde tutan, MİSK (Milliyetçi İşçiler Sendikası) çatısı altında örgütlenmiş sarsılmaz bir Ülkü neferiydi.
HAİN DUVARLARIN ARKASINDAKİ PUSU
Takvimler 6 Mayıs 1980’i gösteriyordu. Sabahın erken saatlerinde, her zamanki gibi rızkının ve mesaisinin peşinde fabrikaya doğru yola çıktı. Fabrikanın önüne geldiğinde, uzaktan kendisine el sallayan arkadaşını gördü. Tek amacı onunla yan yana gelmek, fabrikadan içeri birlikte adım atmaktı.
Oysa fabrikanın soğuk duvarlarının arkasına gizlenmiş, insanlıktan nasibini almamış devrimci solcu-komünist militanlar kalleşçe bir pusunun içindeydi. Karanlık odaklar, temiz bir işçi yüreğini hedef almıştı.
TEK KURŞUNLA GELEN ŞEHADET
Hainlerin saklandıkları yerden ateş açmasıyla birlikte silah sesleri fabrikanın önünde yankılandı. Gözü dönmüş katillerin silahından çıkan tek bir kahpe kurşun, Halil Keskin’in şahdamarına isabet etti. Gençliğinin en güzel çağındaki Halil, kanlar içinde yere yığılarak olay yerinde şehadet şerbetini içti. Alın teri, Denizli’nin toprağına vatan aşkıyla karışmıştı.
KIZILTEPE’DE İKİ KARDEŞ, İKİ ŞEHİT: EBEDİ NÖBET
Halil Keskin’in aziz naaşı, doğup büyüdüğü topraklara, Elazığ’ın Maden ilçesi Kızıltepe köyüne götürülerek dualarla defnedildi. Ancak Keskin ailesinin bu vatan için vereceği bedel henüz bitmemişti.
Yıllar sonra, 1996 yılında, Halil’in kardeşi Uzman Onbaşı Süleyman Keskin de vatan savunmasında şehadet şerbetini içti. Kader, iki kahraman kardeşi yıllar sonra Kızıltepe köyü mezarlığında, aynı toprağın altında yeniden yan yana getirdi. Biri ekmek ve dava kavgasında duvar arkasında vurulan bir işçi, diğeri ise vatanın sınır boylarında göğsünü siper eden şerefli bir askerdi.
BİR OCAĞIN BİTMEYEN DESTANI
Halil Keskin; dik duruşu, helal lokması ve sarsılmaz inancıyla Denizli’den Elazığ’a uzanan bir yiğitlik köprüsü kurdu. O ve kardeşi Süleyman, Türk milliyetçiliğinin ve vatan sevgisinin bedelini canlarıyla ödeyen bir ailenin sönmeyecek iki meşalesidir.
"Halil Keskin, ekmek kapısının önünde hain bir kurşunla durdurulsa da, menzili cennet oldu. O, şimdi kardeşi Şehit Uzman Onbaşı Süleyman Keskin ile koyun koyuna, Kızıltepe topraklarında vatanın ebedi nöbetini tutuyor."