"Bazı ömürler; ekmeği elinden alınsa da davasından vazgeçmeyen, boyun eğmektense şerefiyle toprağa düşmeyi seçen birer adanmışlık abidesidir. Nafiz Örgün, Diyarbakır’ın bağrında dik duruşun ve sarsılmaz imanın adı olmuştur."
HANİ’NİN DİK DURUŞLU EVLADI: EKMEĞİYLE VE İMANIYLA SINANAN YİĞİT
Diyarbakır’ın Hani ilçesine bağlı Çardaklı beldesinde, toprağın vakarıyla büyüyen bir vatan evladıydı o. Nafiz Örgün, fakir bir ailenin, helal lokmayla yetişmiş asil bir ferdiydi. Evli ve iki çocuk babası olan Nafiz, evlatlarının rızkını Diyarbakır Çukobirlik’te işçi olarak ter dökerek kazanıyordu. Ancak onun kalbinde sadece ailesinin geçim derdi değil, milletinin bekası için çarpan kocaman bir yürek vardı. Bu inançla Milliyetçi Hareket Partisi Hani İlçe Teşkilatı Yönetim Kurulu üyeliği görevini üstlendi; Diyarbakır’da Türk milliyetçiliğinin sarsılmaz bir kalesi oldu.
SÜRGÜNLER, BASKILAR VE EĞİLMEYEN BİR BOYUN
O karanlık dönemde, Türk milliyetçisi olmanın bedeli ağırdı. İnançlarından ve davasından zerre taviz vermeyen Nafiz Örgün, devrin siyasi iktidarı tarafından hedef tahtasına oturtuldu. Sırf fikriyatı ve kutlu davası yüzünden Çukobirlik’teki işinden haksızca atıldı. Ekmeği elinden alınmış, iki evladıyla dar günde bırakılmıştı; fakat o, ne mukaddes davasına sırtını döndü ne de hain odaklara boyun eğdi. Onun bu tavizsiz duruşu, bölücü şer odaklarının kinini daha da büyüttü.
HANİ’DE HAİN BİR GECEYARISI: EVİNİN ÖNÜNDE PUSU
Takvimler 6 Mayıs 1980’i gösteriyordu. Gece saat 23.50 sıralarında, Hani’deki evinin önünde, karanlığın en koyu anında kalleşçe bir pusu kuruldu. Gün boyu ailesi ve davası için koşturan Nafiz, yuvasının sıcaklığına varmak üzereyken, insanlıktan nasibini almamış bölücü komünist militanların hedefi oldu. Genç babanın yolunu kesen hainler, otomatik silahlarla yaylım ateşi açtılar.
EVLATLARININ GÖZÜ ÖNÜNDE ARŞA YÜKSELEN RUH
Gecenin sessizliğini yırtan kurşun sesleri, Hani sokaklarında yankılanırken Nafiz Örgün vücuduna isabet eden onlarca mermiyle yığıldı. En güvenli sığınağı olan evinin hemen önünde, belki de çocuklarının kokusunu henüz duymuşken şehadet şerbetini içti. O, Çukobirlik’te elinden alınan ekmeğinin helalliğini, Hani’nin toprağına akıttığı aziz kanıyla mühürlemişti.
DİYARBAKIR’IN SÖNMEYECEK MEŞALESİ
Nafiz Örgün, doğup büyüdüğü Çardaklı topraklarında ebedi istirahatgahına uğurlanırken arkasında gözü yaşlı bir eş, iki yetim ve davasına sadık binlerce ülküdaş bıraktı. O, Diyarbakır’da her türlü baskıya, işsizliğe ve tehdide rağmen eğilmeyen bir Bozkurt yüreğinin nasıl olacağını tüm dosta düşmana gösterdi.
"Nafiz Örgün; evinin kapısında, çocuklarının helal rızkı ve mukaddes davası uğruna toprağa düşen bir çınardır. Adı, Diyarbakır ovalarında esen rüzgarda, bölücülüğe karşı dikilen sarsılmaz bir hürriyet sancağı olarak ebediyen dalgalanacaktır."