"Bazı evler vardır ki kerpiçten, taştandır ama içinde atan yürekler vatandandır. Seyfeddin Yıldız, henüz 19 yaşında bir fidan iken yuvasının kutsallığına göz diken hainlere karşı şerefiyle toprağa düşen bir yiğitti."
ŞİRAN’IN AKÇALI KÖYÜNDEN BAŞKENTİN SOKAKLARINA
Gümüşhane’nin Şiran ilçesine bağlı Akçalı köyünün o dağ rüzgarlarıyla, mertliğiyle büyüyen bir vatan evladıydı o. Seyfeddin Yıldız, rızkını kazanmak, ailesinin yükünü omuzlamak için genç yaşında Ankara’ya gelmiş elleri nasırlı bir işçiydi. Ankara’nın Karşıyaka semtinde, Güzelkaya Mahallesi 139. Sokak’taki mütevazı bir evde oturuyordu. Henüz 19 yaşındaydı; takvim yaprakları onun ömrünün baharını gösterirken, onun kalbi Türk-İslam ülküsünün sarsılmaz sancağıyla çarparak olgunlaşmıştı.
GÜZELKAYA MAHALLESİ’NDE KARANLIK BİR GECEYARISI
Takvimler 5 Mayıs 1980’i gösteriyordu. Memleketin üzerine çöken o karanlık pusunun, kalleş namluların sokaklarda kol gezdiği amansız günler yaşanıyordu. Gece saat 22.00 sıralarında, Seyfeddin günün yorgunluğunu atmak, en güvenli sığınağı olan yuvasında dinlenmek üzere evindeydi. Dışarıda ise insanlıktan, namustan ve vicdandan zerre nasibini almamış hainler pusudaydı.
YUVAYA DÜŞEN KURŞUN YAĞMURU VE ŞEHADET
O gece Güzelkaya Mahallesi’nin sessizliğini, kalleşlerin namlularından çıkan uğursuz sesler yırttı. Gözü dönmüş komünist militanlar, 19 yaşındaki bir işçi gencin oturduğu evi acımasızca kurşun yağmuruna tuttular. Sadece Seyfeddin’i değil, bir ailenin ocağını, bir yuvanın kutsallığını hedef almışlardı. Duvarları delip geçen o hain kurşunlar, Seyfeddin Yıldız’ın temiz bedenine isabet etti. Genç yiğit, kendi evinin çatısı altında, helal lokmasının ve mukaddes davasının başında şehadet şerbetini içti.
BAŞKENTTE EBEDİ NÖBET
Seyfeddin Yıldız, henüz hayallerine bile adım atamadığı 19 yıllık ömrünü vatanın istikbaline kurban vererek Ankara Karşıyaka Mezarlığı’nda toprağa verildi. Gümüşhane’nin yiğit evladı, Başkentin kalbinde, şehitler kervanının en mutena köşesinde ebedi nöbetine başladı. O, arkasında ne parayla pulla ölçülecek bir miras ne de eğilmiş bir baş bıraktı; sadece davasına sadık binlerce ülküdaşının yüreğinde sönmeyecek bir kor bıraktı.
19 YAŞINDA BİR ONUR VESİKASI
Seyfeddin Yıldız; evini koruyan bir kale, inandığı değerlerden milim sapmayan bir irade abidesiydi. Hainlerin kurşunları onun gencecik bedenini toprağa düşürse de, adını Türk milliyetçiliği tarihinin şerefli sayfalarına altın harflerle kazıdı.
"Seyfeddin Yıldız; en güvenli sığınağı olan evinde, kalleş bir kurşun yağmuru altında cennete kanat açan bir Bozkurt’tur. O’nun adı, Karşıyaka’nın topraklarında esen rüzgarda, adanmışlığın sönmez bir onur mührü olarak ebediyen yaşayacaktır."