"Bazı üniformalar sadece bir mesleğin gereği değil, vatanın bekası için giyilmiş bir kefendir. Nafız Ertürk, o vakarlı duruşuyla emniyet teşkilatının unutulmaz bir onur abidesidir."
EŞME’NİN YİĞİT EVLADI: BİR ÖMRÜN BAŞLANGICI
10 Şubat 1948’de Uşak’ın Eşme ilçesinde toprağa düşen bir cemre gibi başladı onun hikayesi. Eşme’nin tozlu yollarında büyüyen Nafız Ertürk, adalet ve nizam idealini yüreğine mühürlemişti. Bu ideal onu Türk polisinin şerefli saflarına taşıdı. O, sadece bir polis memuru değil, aynı zamanda milli değerlerin savunucusu olan Pol-Bir’in sarsılmaz bir neferiydi.
ANKARA’DA BİR İSTİKBAL VE VAZİFE İMTİHANI
Elazığ İl Emniyet Müdürlüğü kadrosunda görev yaparken, mesleğinde daha ileriye gitmek, vatanına daha yüksek mevkilerde hizmet etmek amacıyla Ankara’nın yolunu tuttu. Komiser Yardımcılığı sınavları ve kursu için başkentte bulunduğu o sıcak günlerde, memleketin üzerine çöken kaos bulutları onu görev başına çağırdı. 1979 yılının o gerilimli "1 Mayıs" olaylarında, istikbali için geldiği Ankara’da vatanın huzuru için görevlendirildi.
KARANLIK BİR BOŞLUKTA PARLAYAN ŞEHADET
Görev bilinciyle hareket ettiği 1 Mayıs 1979 günü, karmaşanın ve karanlık emellerin hedefi oldu. Ankara’nın sokaklarında düzeni sağlamaya çalışırken, hain ellerin veya karanlık bir pusunun kurbanı oldu. Günlerce süren endişeli bekleyişin ardından, aziz naaşı bir inşaatın havalandırma boşluğunda bulundu. Başından aldığı ağır darbe, onun vatan yolunda verdiği son nefesin sessiz şahidiydi.
EŞME’DE EBEDİ NÖBET
Nafız Ertürk, Ankara’nın soğuk betonları arasından alınarak doğduğu topraklara, Eşme’ye geri döndü. Köy mezarlığında ebedi istirahatgahına çekilirken, geride sadece acılı bir aile değil, davasına sadık binlerce ülküdaş bıraktı. O gün Ankara’da bir polis memuru değil, Türk milliyetçiliğinin bir yiğidi sessizce Hakk’a yürüdü.
UNUTULMAYACAK BİR NİŞAN
O, şahsi ikbalini değil, devletin asaletini düşündüğü bir anda şehadet şerbetini içti. Komiserlik hayalleriyle geldiği Ankara’dan, "Şehitlik" gibi rütbelerin en yücesiyle ayrıldı. Adı, Uşak’ın bağrından Ankara’nın kalbine yazılmış silinmez bir destandır.
"Nafız Ertürk; sadece bir polis değil, devletin sarsılmaz iradesiydi. Onun Eşme’deki sessiz kabri, vatan sevgisinin ne büyük bedellerle yaşatıldığının en dilsiz ama en güçlü kanıtıdır."