"Bazı hayatlar kısa sürer, ama taşıdıkları meşale çağları aydınlatır."
HAKKA YÜRÜYEN GENCİN SÖZÜ
23 yıllık ömrüne, milletinin kaderine adanmış bir duruş sığdıran SALİM (SELİM) AKSAKAL… O, sadece Artvin-Şavşat ilçesi Karaağaç Köyü’nde doğmuş bir genç değildi; o, destanlaşan bir inancın, Türk Milliyetçiliğinin ve kutlu Ülkü’nün yiğit bir neferiydi. Eğitim Enstitüsü’nden henüz mezun olmuştu. Beyaz tebeşir tozunun, genç dimağları aydınlatma idealinin peşindeydi. Karaağaç Köyü’nde öğretmenliğe başladığında, bu görevi yalnızca bir meslek değil, nesillere aktarılması gereken büyük bir emanet olarak görüyordu.
ARTVİN'İN KARANLIK RÜZGÂRI
1980 yılının o kasvetli günlerinde, Anadolu’nun bu sınır kenti Artvin, bir ihanet ve terör rüzgârıyla boğuşuyordu. Devrimci-solcu komünist örgütler, Artvin sokaklarında hayat hakkı tanımayan bir baskı estiriyor, sadece kendilerine ait olmayan her sesi susturmaya çalışıyorlardı. Genç öğretmen, zorluğun tam kalbine, cephenin en önüne gönüllü olarak dikilmişti. O, sadece çocuklara okuma yazma öğretmekle kalmıyor, aynı zamanda zulme karşı bir duruşun, bir inancın ve bir kimliğin temsilcisi olarak da görev yapıyordu. Onun varlığı, zalimlerin karanlık düzenine çekilmiş bir şerefti.
DÜZ YOKUŞ'TAKİ SON YÜRÜYÜŞ
28 Mart 1980 Cuma günü, takvimler bir ihanet gününü işaretliyordu. Öğretmen Salim Aksakal, o gün de kutsal görevini tamamlamış, okuldan çıkmış, evine doğru yürümeye başlamıştı. Bu, onun her gün attığı, sade, masum ve yorgun adımlardı. Oysa Artvin’in o meşum noktası, “Düz Yokuş” olarak bilinen yer, kaderinin pusuya düşürüldüğü yer olacaktı.
O, kalbinde taşıdığı ülküyle, elinde geleceğin anahtarıyla yürürken, karanlık zihniyetin kalleşçe tuzağına düştü. İki devrimci-solcu komünist militan, vicdanlarını kirli silahlara yükleyerek, bir idealistin yolunu kesti.
BİR ÜLKÜNÜN EBEDİYETİ
Alçaklar, karşılığında bir cevap dahi alamadan, namlularını 23 yaşındaki vatan evladına doğrulttular. Kurşunlar genç bedene isabet ettiğinde, Öğretmen Salim Aksakal maddeden ayrıldı, fakat ruhu göklere yükseldi. Kanı, Artvin topraklarına sızarken, o topraklar bir kez daha şahit oldu; bir ülkü, silahla susturulamazdı, bir öğretmen öldürülebilirdi ama yaydığı ışık asla söndürülemezdi.
O karanlık günde, Düz Yokuş’ta düşen, bir öğretmen değil, bir yiğit ve bir semboldü. Salim (Selim) Aksakal, 28 Mart 1980 tarihinde şehit edilerek, adını Türk milliyetçiliği tarihine altın harflerle yazdırdı. O, yirmi üç baharında, fidanı yeşertecekken, bizzat fidanın köküne can suyu oldu.
"Tarih, sadece doğduğu günü değil, uğruna öldüğü ülkü için attığı son adımı hatırlar."