"Bazı ömürler; gençliğinin baharında, yarım kalmış sevdaların ve kurulmuş taze yuvaların gölgesinde vatanın en mukaddes harcına karışır. Mahmut Özalkan, dik duruşunun bedelini canıyla ödeyen korkusuz bir inanmışlığın adıdır."
CEYHAN’IN YİĞİT EVLADI: TAZE BİR YUVA VE MEMLEKET SEVDASI
Adana’nın Ceyhan ilçesinde dünyaya gözlerini açan, ömrünün en güzel, en umut dolu çağında bir vatan evladıydı o. Mahmut Özalkan, henüz 22 yaşındaydı ve hayatını birleştireli daha altı ay olmuş gencecik bir damattı. Adana’nın Reşatbey Mahallesi’nde, Atatürk Parkı’nın hemen karşısında bulunan Gökçe Gıda Pazarı’nın sahibi, çevresinde dürüstlüğüyle tanınan asil bir esnaftı. Ancak onun kalbinde sadece ticaretin helalliği değil, milletinin bekası için çarpan kocaman bir yürek vardı. Bu inançla MHP Adana Merkez İlçe Teşkilatı Yönetimi’nde aktif görev almış, Adana’da Türk milliyetçiliğinin sarsılmaz neferlerinden biri olmuştu.
MANŞETLERLE GELEN PUSU: HEDEF GÖSTERİLEN BİR HAYAT
O karanlık dönemde, Türk milliyetçisi bir kimlikle öne çıkmanın bedeli hain namluların hedefi olmaktı. Mahmut Özalkan da davasındaki tavizsiz duruşu ve teşkilatçı yapısıyla şer odaklarının dikkatini çekmişti. Dönemin karanlık yayın organlarından biri olan Aydınlık gazetesinde ismi ve kimliği açıkça hedef gösterildi. Manşetlerle kurulan bu hain pusunun üzerinden henüz 10 gün bile geçmemişti ki, karanlık eller bu yiğit esnafı hayattan koparmak için harekete geçti.
REŞATBEY’DE BİR BAYRAM SABAHI VE KALLEŞÇE GELEN TEK KURŞUN
Takvimler, Türk milliyetçileri için büyük bir uyanışın sembolü olan 3 Mayıs 1979 tarihini gösteriyordu. O gün aynı zamanda mübarek bir ramazan bayramının üçüncü günüydü. Mahmut Özalkan, altı aylık eşiyle ve sevdikleriyle bayramlaşmak, o mukaddes günlerin huzurunu paylaşmak üzere ziyaret yollarına düşmüştü.
Ancak bayramın maneviyatından ve bir babanın sevdasıyla yürüyüşünden zerre nasibini almamış iki komünist militan sokakta onun yolunu kesti. Mertçe karşı karşıya gelmeye cesaret edemeyen hainler, kalleşçe yaklaştıkları Mahmut Özalkan’ın arkasından kafasına sıktıkları tek kurşunla onu hedef aldılar.
ADANA’DAN ARŞA YÜKSELEN EBEDİ NÖBET
Henüz 22 yıllık ömrünün, altı aylık evliliğinin en taze günlerinde olan Mahmut, bayram ziyaretine giderken şehadet şerbetini içti. Adana’nın sıcak sokakları, bayram neşesi beklerken bir yiğidin aziz kanıyla sarsıldı. Geride gözü yaşlı gencecik bir eş, davasına sadık binlerce ülküdaş bırakan Mahmut Özalkan, bayramlaşmaya giderken rütbelerin en büyüğüne, "Şehitlik" makamına erişerek ebedi alemin bayramına dahil oldu.
SÖNMEYECEK BİR ADANMIŞLIK NİŞANESİ
Mahmut Özalkan; gazete manşetlerindeki tehditlere, sokaklardaki karanlık pusulara rağmen Adana’da Türk-İslam ülküsünün bayrağını bir milim bile eğmeyen bir irade abidesiydi. O, arkasında eğilmiş bir baş değil, katillerin asla silemeyeceği bir utanç lekesi ve vatan sevdalılarının kalbine sönmeyecek bir kor bıraktı.
"Mahmut Özalkan; evinden bayramlaşmak için çıkıp cennetin en mukaddes kapısını aralayan bir yiğittir. O’nun adı, gazete sayfalarında hedef gösterilerek susturulamayan, Adana’nın göğsüne mühürlenmiş sönmez bir hürriyet sancağıdır."