"Bazı isimler, bir anne babanın yeryüzündeki tek sığınağı, bir davanın ise en ön safındaki bayraktarıdır. Halit Çotur, tek bir canı olduğu halde onu vatanın ve ülküsünün yoluna sermekten çekinmeyen bir yiğitlik abidesiydi."
SAKARYA’NIN BİR TANESİ: BİR OCAĞIN TEK EVLADI
Sakarya’nın Akyazı ilçesinde dünyaya gelen, anne ve babasının üzerine titrediği, ocağının tek tüten dumanı, ailenin tek evladıydı o. Halit Çotur, henüz 22 yaşındaydı. İstanbul Atatürk Eğitim Enstitüsü son sınıfında okuyor, geleceğin şerefli bir öğretmeni olmak için gün sayıyordu. Ancak o, sadece kendi istikbalini değil, vatan evlatlarının da geleceğini omuzlamış bir liderdi. İstanbul’daki ağır tahsil hayatının yanında, memleketi Sakarya’yı da ihmal etmiyor, Akyazı Ülkücü Gençlik Derneği Başkanlığı görevini büyük bir inançla yürütüyordu.
3 MAYIS ŞAFAĞI VE AKYAZI’DA KUTLU HAZIRLIK
Takvimler, Türk milliyetçileri için uyanışın ve dirilişin sembolü olan 3 Mayıs 1980 tarihini gösteriyordu. Akyazı’da Türkçülük Günü’nün şanına yaraşır bir anma programı icra etmek için hummalı bir çalışma vardı. Bir kahvehane ayarlanmış, Halit Başkan ve ülküdaşları içeride bayraklar asıp hazırlıklar yapıyordu. Kalpler, vatan sevgisinin ve millî şuurun coşkusuyla tek bir ritimde çarpıyordu.
İHANETİN ÇAĞRISI VE KALLEŞÇE GELEN PUSU
Kutlu günün heyecanı yaşanırken, karanlık odaklar ve fikri körleşmiş yapılar da Akyazı sokaklarında pusudaydı. İçerideki hazırlıklar sürdüğü esnada, mesleğinin kutsallığına leke sürmüş devrimci bir öğretmen, Halit Başkanı haince dışarıya çağırdı. Karşısındakinin "öğretmen" sıfatına ve insani niyetine güvenerek sokağa adım atan Halit Başkan, dışarı çıktığı an kalleş bir tertiple karşılaştı.
Karanlık köşelerden çıkan 15 kişilik gözü dönmüş devrimci bir grup, tek bir gence karşı canice saldırdı. Mertçe yüzleşmeye cesareti olmayan hainler, Halit Çotur'u sırtından kalleşçe bıçakladılar.
YARIM KALAN ÖĞRETMENLİK, EBEDİLEŞEN MENZİL
Sırtına aldığı ağır bıçak darbeleriyle yere yığılan Halit Başkan, sarsılmaz iradesiyle acıya direndi. Kanlar içinde kalan bu yiğit fidan, ülküdaşları tarafından hızla hastaneye yetiştirilmek üzere yola çıkarıldı. Ancak hainlerin açtığı yaralar derindi; Halit Çotur, hastane yolunda, davasının ve 3 Mayıs’ın mukaddes şafağında kan kaybından şehadet şerbetini içti. Bir anne babanın tek umudu, bir ilçenin ise gencecik başkanı hain eller tarafından hayattan koparılmıştı.
SAKARYA’NIN SÖNMEYECEK BAYRAĞI
Halit Çotur, kara tahta başında talebelerine vatanı anlatacağı yaşta, Akyazı sokaklarında kanıyla bir vatan destanı yazdı. O, arkasında diz çökmüş bir teşkilat değil, tek evladını vatanın bağrına teslim ederken başını dik tutan vakur bir aile ve onun izinden yürümeye yeminli binlerce ülküdaş bıraktı.
"Halit Çotur; 3 Mayıs’ın aziz hatırasını yaşatırken arkasından vurularak şehit düşen bir gençlik lideridir. O’nun adı, Sakarya topraklarında esen rüzgarda, bir ocağın sönmeyen tek ışığı ve Türk milliyetçiliğinin ebedi sancağı olarak sonsuza dek yaşayacaktır."