"Bazı kalemler vardır ki mürekkebi vatan sevdası, yazgısı ise gurbet ellerde bayraklaşmaktır. Halil Tireli, gurbeti sılaya çeviren, sözüyle ve özüyle davasına adanmış vakur bir aydındı."
GURBETTE BİR TÜRK SEVDALISI: KALEMİYLE NÖBET TUTAN YİĞİT
Vatanından uzakta, Avrupa’nın göbeğinde Türk milletinin sesi ve soluğu olmak için mücadele eden bir neferdi o. Halil Tireli, Almanya’da gazete muhabirliği ve yeminli tercümanlık yapıyordu. Sadece dilleri birbirine tercüme etmiyor; gurbetteki Türk evlatlarının dertlerini, kültürünü ve millî mukaddesatını da omuzlarında taşıyordu. Onun bürosu, sadece bir iş yeri değil; sıla hasreti çekenlerin, vatan sevdasıyla kavrulanların sığındığı bir fikir ocağıydı.
3 MAYIS COŞKUSU VE GURBETTEN YÜKSELEN SES
Takvimler 3 Mayıs 1980’i gösteriyordu. Türk dünyasının en mukaddes uyanış günlerinden biri olan Türkçülük Günü’nün heyecanı, gurbetteki Türk milliyetçilerini de sarmıştı. Halil Tireli, bürosunda bu anlamlı günün aziz hatırasını anmak, gurbetteki soydaşlarını bir araya getirmek için hummalı bir hazırlık yapıyordu. Onun kalbi, kilometrelerce uzaktaki vatan topraklarının ritmiyle, Türkçülük Günü’nün sönmez meşalesiyle çarpıyordu.
BÜRODA KALLEŞÇE BİR BASKIN: HAİN KANATLARIN PUSUSU
Ancak Türk’ün adından, birliğinden ve teşkilatlı duruşundan rahatsız olan karanlık odaklar, Almanya’da da hain pusularını kurmuştu. Halil Tireli’nin fikir mücadelesini ve o günkü heyecanını hazmedemeyen gözü dönmüş komünist militanlar, onun ekmek teknesi ve fikir ocağı olan bürosuna kalleşçe bir baskın düzenlediler.
KALEMİN KANLA MÜHÜRLENDİĞİ AN
Silahsız, savunmasız ve sadece kalemiyle, fikriyle meydan okuyan Halil Tireli, bürosuna giren canilerin hain bıçaklı saldırısına uğradı. Vatanından uzakta, gurbet ellerde aldığı ağır darbelerle şehadet şerbetini içti. Gazeteci kalemi, o gün mukaddes Türkçülük Günü’nde kendi aziz kanıyla vatan toprağının kaderine mühürlendi.
SINIRLARI AŞAN BİR ONUR DESTANI
Halil Tireli, davasının sınır tanımadığını, Türk milliyetçiliğinin sadece Anadolu’da değil, dünyanın neresinde bir Türk varsa orada atan bir yürek olduğunu canıyla ispat etti. Gurbette şehit düşen bu yiğit muhabir, arkasında eğilmeyen bir baş, susmayan bir kalem ve Avrupa’daki ülküdaşlarına rehber olacak onurlu bir miras bıraktı.
"Halil Tireli; 3 Mayıs’ın şerefli şafağında, gurbet ellerde kalemi elinde şehadete yürüyen bir istiklal abidesidir. Adı, vatan sınırlarının ötesinde esen her rüzgarda, sönmeyecek bir millî uyanışın mührü olarak yaşayacaktır."