"Bazı ömürler; Erzurum’un ayazında pişip, İstanbul’un surlarında vatan harcına karışan mukaddes birer temel taşıdır. Baharettin Dedeşin, geleceğin mühendisi olmaya adanmış zihnini ve taze gençliğini vatanın bekasına kurban veren bir dadaş yiğidiydi."
ERZURUM’UN BAĞRINDAN BAŞKENTİN MİMARLIĞINA: BİR ASALET ÖYKÜSÜ
1949 yılında Erzurum’un mertliğiyle nam salmış Mahallebaşı semtinde dünyaya gözlerini açtı Baharettin Dedeşin. Ailece Türk milliyetçiliğine gönül vermiş, sarsılmaz bir inançla MHP saflarında yer almış asil bir dadaş ailesinin evladıydı. İlk ve orta öğrenimini Erzurum’un vakur ikliminde tamamladıktan sonra Erzurum Sanat İnşaat Lisesi’nden mezun oldu. Geleceğe dair büyük idealleri, memleketine kuracağı köprüler, çizeceği projeler vardı. Bu azimle girdiği sınavlarda büyük bir başarı göstererek İstanbul Çamlıca Mimarlık-Mühendislik Yüksek Okulu’nu kazandı ve payitahtın yolunu tuttu.
KUŞDİLİ PARKI’NDA HAİN BİR BULUŞMA VE KARANLIK ELLER
Takvimler 2 Mayıs 1969 tarihini gösteriyordu. Memleketin üzerine çökecek olan o karanlık terör bulutlarının, kalleş pusuların ilk sinsi adımlarının atıldığı yıllardı. Baharettin Dedeşin, İstanbul’un Kuşdili Parkı’nda bir ülküdaşıyla birlikte oturmuş, belki memleket hasretini, belki de okulundaki projelerini konuşuyordu.
Ancak bir dadaşın vakur duruşundan, Türk milliyetçilerinin varlığından fena halde rahatsız olan gözü dönmüş devrimci solcu bir grup, parkta oturan silahsız ve savunmasız iki gence haince saldırdı.
MERT ÇEHREYE SAVRULAN KALLEŞ MATERYAL
Mertçe yüz yüze çarpışmaya cesareti olmayan, insanlıktan nasibini almamış canilerin başını çeken "Hayko" isimli devrimci solcu bir militan, elindeki tornavidayla Baharettin Dedeşin’e kalleşçe saldırdı. Aldığı ağır ve derin darbelerle kanlar içinde yere yığılan 20 yaşındaki bu fidan, sokağın ortasında acımasızlığın hedefi oldu. Çevredeki tüm çabalara rağmen, damarlarından süzülen aziz kanın durdurulamaması sonucu aşırı kan kaybından şehadet şerbetini içti. Geleceğin mühendisinin kalem tutacak elleri, kalleş bir aletle hayattan koparılmıştı.
ERZURUM TOPRAĞINDA EBEDİ HUZUR
İstanbul’un soğuk sokaklarında yarım kalan o gencecik ömür, doğup büyüdüğü, havasını soluduğu memleketine, Erzurum’a geri döndü. Tekbirlerle, dualarla ve dadaşların o omuz eğmeyen vakarıyla Erzurum topraklarında ebedi istirahatgahına tevdi edildi. O, Çamlıca’da binalar inşa edeceği yaşta, canıyla Türk milliyetçiliği davasının en mukaddes ve ilk abidelerinden biri oldu.
SÖNMEYECEK BİR DADAŞ DESTANI
Baharettin Dedeşin; Mahallebaşı’nın tozlu yollarından İstanbul’un mühendislik sıralarına uzanan, tehditlere ve barbarlığa karşı boyun eğmeyen çelikten bir iradeydi. O, arkasında diz çökmüş bir teşkilat değil, katillerin yüzüne bir şamar gibi çarpacak onurlu bir miras ve onun izinden yürümeye yeminli milyonlarca ülküdaş bıraktı.
"Baharettin Dedeşin; İstanbul’da mimarlık okurken, şehadetiyle vatanın istikbal projesini aziz kanıyla çizen bir dadaş sancağıdır. O’nun adı, Erzurum dağlarında esen rüzgarda, sönmeyecek bir millî uyanışın ve adanmışlığın onur mührü olarak ebediyen yaşayacaktır."