"Bazı meslekler vardır ki sadece bir geçim kapısı değil, inandığı milletin sıhhatine ve selametine adanmış bir siperdir. Turan İbrim, beyaz önlüğünün altına gizlediği Bozkurt yüreğiyle, kalleşliğe karşı son nefesine kadar dik duran sarsılmaz bir kale idi."
KONYA’NIN ASALETİNDEN İZMİR’İN EN ZORLU NÖBETİNE
Konya’nın mert topraklarında dünyaya gözlerini açan, tahsilini tamamlayarak insanlığa şifa dağıtmak için eczacılık mesleğini seçen asil bir vatan evladıydı o. Turan İbrim, İzmir’in Gürçeşme semtinde ikamet ediyor, aynı yerde açtığı eczanesinde mahalleliye hem ilaç hem de babacan bir dostluk sunuyordu. Evli ve iki çocuk babası olan Turan, evlatlarının rızkını kazanırken kalbinde vatanın bekası için çarpan kocaman bir yürek taşıyordu. Bu sarsılmaz inançla MHP İzmir İl Teşkilatı Sekreterliği görevini üstlenmiş, Ege’nin kalbinde Türk milliyetçiliğinin en şerefli bayraktarlarından biri olmuştu.
TEHDİTLER, PUSULAR VE TEK BAŞINA BİR DİRENİŞ
O karanlık dönemde, İzmir’de milliyetçi bir lider olmanın bedeli her an ölümle burun buruna gelmekti. Teşkilatçı yapısı ve tavizsiz duruşu nedeniyle şer odaklarının radarına giren Turan İbrim, defalarca tehdit edilmiş ve hain saldırıların hedefi olmuştu. Şehadetinden sadece bir hafta evvel, gözü dönmüş iki devrimci solcu-komünist militan eczanesine kalleşçe bir baskın düzenlemişti. Ancak karşılarında korkup sinecek birini bulamadılar; Turan İbrim, o yiğit duruşu ve çelikten bileğiyle iki haini de tek başına tesirsiz hale getirerek adalete, polise teslim etti. Onun bu vakur ve mertçe meydan okuyuşu, kızıl katillerin kinini daha da körükledi.
TEZGÂH BAŞINDA GELEN KALLEŞ BASKIN
Takvimler 29 Nisan 1980 tarihini gösteriyordu. Turan İbrim, Gürçeşme’deki eczanesinde mahallelinin derdine derman olmak, helal rızkını kazanmak üzere mesaisinin başındaydı. Zihninde belki iki evladının geleceği, belki de İzmir teşkilatının yapacağı kutlu çalışmalar vardı.
Mertçe ve yüz yüze çarpışmaktan korkan, bir hafta önceki yenilginin hırsıyla gözü dönen karanlık odaklar bu kez daha kalabalık geldiler. 3 devrimci solcu-komünist militan, silahsız ve yalnız olan Turan İbrim’in eczanesine silahlarla haince daldı ve yaylım ateşi açtı.
YERDEYKEN BİLE EĞİLMEYEN BİR BAŞ
Kalleşlerin namlularından çıkan kurşunlarla ağır yaralanan Turan İbrim, acıyla yere düştü. İnsanlıktan, namustan ve savaş ahlakından zerre nasibini almamış kızıl katiller, yaralı bir babanın, yerde yatan bir yiğidin bile karşısında duydukları korkuyla, canice başına ateş ederek onu şehit ettiler. Gürçeşme sokakları bir şifa ocağından yükselen feryatla sarsılırken, iki evlat yetim, Türk milliyetçiliği davası ise yeri doldurulamayacak bir liderini kaybetti.
İZMİR KÖRFEZİ’NDE SÖNMEYECEK BİR MEŞALE
Turan İbrim; eczane tezgâhı arkasından şehadet mertebesine uzanan, tehditlere ve silahlara karşı yalın göğsüyle direnen bir adanmışlık abidesiydi. O, arkasında diz çökmüş bir aile değil, katillerin yüzüne bir şamar gibi çarpacak onurlu bir miras ve onun izinden yürümeye yeminli milyonlarca ülküdaş bıraktı.
"Turan İbrim; eczanesinde şifa dağıtırken, kalleş bir baskında başına sıkılan kurşunla cennetin en mukaddes kapısını aralayan bir iman devidir. O’nun adı, İzmir Gürçeşme’de esen her rüzgarda, boyun eğmeyen bir sekreterin ve iki evladına şerefli bir isim bırakan babanın sönmez onur madalyası olarak ebediyen yaşayacaktır."