Hilal’e Adanmış Bir Ömür: Yusuf Akyıldız
Kırıkkale’nin bozkır kokan Çelebi kasabasında başlayan bir hayat hikayesi, 27 Nisan 1979’da Ankara’nın puslu sabahında bir destana dönüştü. Yusuf Akyıldız, sadece bir esnaf değil; vatanına, bayrağına ve evlatlarına siper olmuş bir "Baba"ydı. 56 yıllık ömrünün her zerresine dürüstlüğü sığdıran Yusuf Amca, Yenimahalle Karşıyaka’daki mütevazı dükkanında hem ekmeğini kazanıyor hem de kitapların, gazetelerin arasında bir neslin aydınlanmasına vesile oluyordu.
Dört evlat babasıydı Yusuf Akyıldız... En büyük suçu ise evlatlarını vatan sevgisiyle, Ülkücü kimliğiyle büyütmekti. Karanlık ideolojilerin pençesindeki zorbalar, onun dik duruşunu ve evlatlarının inancını hazmedemediler. Tehditler savurdular, "Bazı gazeteleri satmayacaksın!" dediler. O ise eğilmedi, bükülmedi. Şer odaklarının "1 Mayıs’ta görüşürüz" diyerek savurduğu karanlık tehditlere karşı, o sadece doğrunun ve hakkın yanında saf tuttu.
27 Nisan sabahı, güneş henüz Karşıyaka’yı ısıtmaya başlarken, Yusuf Akyıldız dükkanının duvarına izinsiz asılan kirli afişleri temizliyordu. Tertemiz dükkanına ve inancına gölge düşsün istemiyordu. İşte o an, yüzleri maskeli hainlerin namlularından çıkan kurşunlar, yanındaki mesai arkadaşı Burhan Alkoç ile birlikte onu hedef aldı.
O gün, Ankara’nın sokaklarına sadece kan değil, kalleşliğin gölgesi düştü. Komünist militanlar, canını aldıkları Ülküdaşımızın dükkanını da iki kez ateşe vererek hınçlarını dindirmeye çalıştılar. Ancak ne kurşunlar ne de alevler, Yusuf Akyıldız’ın gönüllerdeki yerini yakmaya yetmedi.
Şehit Yusuf Akyıldız, doğduğu topraklara, Çelebi’nin bağrına dualarla emanet edildi. Arkasında gözü yaşlı bir aile, başı dik dört evlat ve asla unutulmayacak bir direniş mirası bıraktı.
Ruhu şad, mekanı Cennet olsun. Selam olsun davasını canından aziz bilenlere...