"BİR ADAM, İDEALLERİ UĞRUNA EN YALIN HALE BÜRÜNÜP SAVAŞTIĞINDA, O ARTIK BİR ESNAF DEĞİL, VATANIN KENDİSİDİR."
ADI VE MÜHRÜ: YÜREĞİNDEKİ YEMİN
O, sadece bir isim değildi; o, bir duruşun, bir inancın sarsılmaz kalesiydi. Türk Milliyetçisi ve Ülkücü Şehit SELATTİN AKKAYA. Tarih onu 28 Mart 1978'de, davasına adadığı son nefesiyle kaydetti. Doğduğu topraklar olan Gaziantep, onun hem hayat sahnesi hem de şehadet mekanı olacaktı. Ancak bu biyografik notlar, bir kahramanın sırtına yüklediği omuzlarındaki ağır sorumluluğu anlatmaya yetmez.
GAZİANTEP'İN YİĞİT TERZİSİ: ÇELİK VE KUMAŞ
Selattin Akkaya, hayatını en mütevazı ve en zorlu görevler arasında bölmüştü. Mesleği esnaflıktı; bir terziydi. Elinden iğne iplik eksik olmazdı, ama ruhu, vatanın bekası için kılıç tutuyordu. 41 yıllık ömrünün her anını adanmışlıkla yaşadı. O, dört fidanına şefkatli bir baba, ailesine dayanak olan bir direk iken, aynı zamanda Gaziantep MHP Merkez İlçe teşkilatının yılmaz başkanıydı. O, ceket dikerken de, teşkilatını toplarken de aynı azimle, ülkü uğruna dövüşüyordu. Onun için terzihane, sadece bir dükkan değil; vatanın geleceğine dair kararların alındığı bir cephe karargâhıydı.
KADERİN ÇİZİLDİĞİ TERZİHANE: SON YAYLIM
Ancak karanlık, bu aydınlık adamın üzerine çökmekte gecikmedi. 28 Mart 1978 günü, Selattin Akkaya, her zamanki gibi Çukur Mahallesi Gaziler Caddesi Banka Sokak’ta bulunan o mütevazı terzihanesindeydi. Bu kutsal mekân, onun ekmek teknesiydi, ailesinin rızkını kazandığı yerdi. Fakat vatan hainleri, o gün sadece bir siyasi lidere değil, dört çocuğun babasına pusu kurdu.
Komünist militanlar, kalleşçe, adeta bir cehennemin kapılarını açarak, terzihanenin içine doğru yaylım ateşine başladı. Silahsızdı, ama yüreğindeki iman, onu çelikten bir zırh gibi koruyordu. O, hayatının en kritik anında bile duruşundan ödün vermedi, ancak kurşunlar bedenin en derin noktasına kadar işledi.
MÜCADELEDEN EBEDİYETE: GAZİANTEP'İN MÜHRÜ
Ağır yaralanan Selattin Akkaya, canını davasına adamış bir ülkücünün son mücadelesini veriyordu. Hastaneye kaldırıldı, ancak fedakârlığı öylesine büyüktü ki, aldığı yaralarla daha fazla tutunması mümkün değildi. Gaziantep’in semaları, bir kahramanın son nefesine şahitlik ederken, o öğlen saatlerinde, bu büyük yürek durdu.
Selattin Akkaya, sadece 41 yaşında, dört evladını ve aziz davasını geride bırakarak şehadet mertebesine yükseldi. Onun kanı, Gaziantep sokaklarına dökülen sadece kan değil, bir direniş yeminiydi. O, terzihanesinde, barış içinde yaşamak isterken, hain kurşunlarla susturulan, ancak inancıyla ebediyete yürüyen destansı bir şehit oldu.
"GAZİANTEP'İN TOPRAKLARI, ONUN DİKTİĞİ GÖMLEKLERLE DEĞİL, DÜŞMANIN KALLEŞLİĞİNE KARŞI DURAN KAHRAMAN YÜREĞİNDEN AKAN O ASİL KANLA YAZILMIŞTIR."