"Bazı yaşlar vardır ki, takvimlerde küçük görünür ama bıraktığı iz vatan kadar büyüktür. Mustafa Berçin, henüz ömrünün baharına bile varamadan, çocuk yaşta devleşen bir imanın adıdır."
AKKUYU’NUN TAZE FİDANI: BİR ÇOCUĞUN VATAN SEVDASI
18 Ocak 1966 tarihinde Adana’nın Sarıçam ilçesine bağlı Akkuyu köyünde dünyaya gözlerini açtı Mustafa Berçin. Henüz 13 yaşındaydı; hayatın yükünü değil, çocukluğun saf hayallerini omuzlarında taşıyordu. Akkuyu’nun bereketli topraklarında büyüyen bu küçük dev adam, ailesinin göz bebeği, vatanın ise geleceğiydi. Onun hikayesi, bir çocuğun bile bu kutlu davada nasıl bir hedef haline geldiğinin en acı kanıtı olacaktı.
TAŞKÖPRÜ CİVARINDA KARANLIK BİR PUSU
Takvimler 14 Nisan 1979’u gösteriyordu. Adana’nın simgesi olan tarihi Taşköprü civarında, o çocuksu heyecanıyla yürürken karşısına insanlıktan nasibini almamış karanlık eller çıktı. Gözü dönmüş komünist militanlar, henüz reşit bile olmamış bu gencecik bedene bıçaklarla saldırdılar. Adana’nın sıcak güneşi altında, Taşköprü’nün taşları bu kez masum bir çocuğun kanıyla ısındı.
ON ALTI GÜNLÜK YAŞAM MÜCADELESİ
Mustafa, aldığı ağır yaralarla hemen hastaneye kaldırıldı. O küçük bedeniyle, tam 16 gün boyunca ölüme ve hainliğe karşı direndi. Hastane odasında geçen her saat, aslında bir milletin vicdan imtihanıydı. Ancak kader, onu daha yüce bir makama çağıyordu. 30 Nisan 1979 günü, verdiği yaşam mücadelesini tamamlayarak şehadet mertebesine erişti.
AKKUYU’DA EBEDİ HUZUR
Henüz çocuk oyunlarını yeni geride bırakmış olan Mustafa Berçin’in naaşı, doğup büyüdüğü Akkuyu köyünde toprağa verildi. O, okul sıralarında olması gereken yaşta, vatanın selameti için toprağın bağrına düştü. Köyü, artık sadece bir evladını değil, Türk milliyetçiliği tarihinin en masum ve en genç kahramanlarından birini bağrında saklıyordu.
KÜÇÜK BEDENDEKİ BÜYÜK DESTAN
Mustafa Berçin, sadece 13 yıllık ömrüne sığdırdığı şehadetiyle, davanın yaşının değil, inancının önemli olduğunu tüm dünyaya gösterdi. O, Adana’nın göğsünde parlayan en hüzünlü ama en vakur yıldızdır.
"Mustafa Berçin; Taşköprü’de dökülen kanıyla, çocukluğunu vatanın istikbaline kurban veren bir azizdir. Adı, Akkuyu’nun rüzgarında sonsuza dek fısıldanacak bir onur madalyasıdır."