"Bazı diplomalar sadece toprağın bereketini artırmak için değil, bir milletin geleceğini aziz kanıyla sulamak için alınır. Sefa Yılmaz, Erzurum’un çetin ikliminde pişen zihnini memleketin tarlalarına adayan, ancak hain pusularla hayattan koparılan asil bir mühendisti."
KARATAŞ’TAN ERZURUM’A: İLİM VE TOPRAK SEVDASI
Adana’nın Karataş ilçesine bağlı Yassıveren köyünde dünyaya gelen, ömrünün en verimli çağında, 28 yaşında bir vatan evladıydı o. Sefa Yılmaz, toprağın dilinden anlayan, memleketine bilimle hizmet etmek isteyen idealist bir gençti. Bu azimle girdiği Erzurum Atatürk Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarla Bölümü’nden 1977 yılında başarıyla mezun oldu. Erzurum’un dadaş ikliminde vatan sevdasıyla harmanlanan zihnini, Hatay Dörtyol Meyseb Başmühendisliği bünyesinde görev yaparak milletinin emrine sundu. O, masa başında rahatı seçenlerden değil, çizmelerini giyip Türk tarımını ayağa kaldırmak için ter döken bir Ziraat Mühendisiydi.
SEYHAN SOKAKLARINDA KARANLIK BİR AKŞAMÜSTÜ
Takvimler 30 Nisan 1979 tarihini gösteriyordu. Memleketin üzerine çöken o karanlık pusunun, vatansever mühendisleri ve aydınları hedef aldığı amansız günler yaşanıyordu. Sefa Yılmaz, günün yorgunluğunu ardında bırakarak Adana’nın Seyhan ilçesine bağlı İstiklal Mahallesi’ndeki evinin yolunu tutmuştu. Zihninde belki geleceğe dair planları, belki de tarlalara can verecek yeni projeleri vardı. En güvenli limanına, yuvasına doğru vakur adımlarla yürüyordu.
KALLEŞÇE GELEN YAYLIM ATEŞİ VE ŞEHADET
Ancak bir Türk mühendisinin vatanına hizmet etmesinden, milliyetçi duruşundan rahatsız olan gözü dönmüş komünist militanlar, İstiklal Mahallesi’nin karanlık sokaklarında pusuya yatmıştı. Mertçe karşı karşıya gelmeye cesaret edemeyen hainler, evine gitmekte olan yalnız ve savunmasız Sefa Yılmaz’ı acımasızca yaylım ateşine tuttular.
Namlulardan çıkan kalleş kurşunların hedefi olan 28 yaşındaki bu genç mühendis, sokak ortasında kanlar içinde yere yığılarak oracıkta şehadet şerbetini içti. Adana’nın sıcak sokakları, memlekete bereket getirecek bir aydının aziz kanıyla sarsıldı.
YASSIVEREN KÖYÜNDE EBEDİ NÖBET
Sefa Yılmaz’ın aziz naaşı, doğup büyüdüğü, toprağına sevdalanıp mühendisi olduğu Karataş’ın Yassıveren köyüne götürülerek dualarla ve tekbirlerle toprağa verildi. O, memleket tarlalarını yeşerteceği yaşta, vatanın istikbaline kurban edilerek şerefli bir istiklal abidesine dönüştü.
SÖNMEYECEK BİR BİLİM VE İMAN MEŞALESİ
Sefa Yılmaz; tehditlerin ve kalleş pusuların yıldıramadığı, kalemi ve ilmiyle vatanına hizmet ederken haince hayattan koparılan bir irade abidesiydi. O, arkasında eğilmiş bir baş değil, katillerin asla silemeyeceği bir utanç vesikası ve onun izinden yürümeye yeminli milyonlarca ülküdaş bıraktı.
"Sefa Yılmaz; Erzurum’da okuyan, Hatay’da çalışan, Adana’da ise şehadet şerbetini içerek bayraklaşan bir vatan neferidir. O’nun adı, Yassıveren köyünün bereketli topraklarında esen rüzgarda, sönmez bir onur mührü olarak ebediyen yaşayacaktır."