"Bazı yaşlar vardır ki ömrün baharı bile değildir, henüz bir gonca güldür. Gözü dönmüş caniler, Türk-İslam ülküsünün evlatlarındaki o tertemiz parıltısını yok etmek için 11 yaşındaki bir çocuğun masumiyetine bile namlu doğrultacak kadar alçaklaşmışlardı."
KARTAL’IN EN KÜÇÜK BOZKURTU: BİR OCAĞIN MASUM FİDANI
İstanbul’un Kartal ilçesine bağlı Gülsuyu Mahallesi’nde, millî ve manevi değerlerin en mukaddes şekilde yaşandığı vatansever bir yuvada büyüyordu o. Cemal Çalışkan, henüz 11 yaşında, çocukluğunun en güzel sabahlarını yaşayan dünya tatlısı bir yavruydu. Babası Kemal Çalışkan, MHP üyesi asil bir dava adamıydı. Küçük Cemal, akranları sokaklarda kaygısızca oynarken, babasının dizinin dibinde Türk-İslam ülküsünün o asil ahlakıyla tanışmış, yüreğine vatan sevgisini nakşetmişti. Ancak o karanlık dönemde, Türk milliyetçisi bir babanın evladı olmanın bedeli, çocuk yaşta ölüm listelerine girmek demekti. Ailenin dik duruşunu hazmedemeyen karanlık odaklar, daha önce de bu huzurlu yuvaya alçakça saldırılar düzenlemişti.
GÜLSUYU’NDA KARANLIK BİR GECE YARISI VE KALLEŞ ZİL SESİ
Takvimler 30 Nisan 1979 tarihini gösteriyordu. Saat 22.00 sıralarında, Gülsuyu Sevtap Sokak’taki mütevazı evlerinde her şeyden habersiz, ailece bir arada oturuyorlardı. Dışarıda ise insanlıktan, vicdandan ve namustan zerre nasibini almamış iki komünist militan pusuya yatmıştı. Sessizliği bozan, kalleşçe çalınan kapı zili oldu.
KAPI ARALIĞINDA YARIM KALAN BİR ÇOCUKLUK
Evlerine gelen her misafiri bir bereket kapısı gören o masum çocuk saflığıyla, zilin sesini duyar duymaz kapıyı açmak için neşeyle koştu 11 yaşındaki Cemal. Kapı mandalını indirdiği o meşum saniyede, mertçe yüzleşmeye cesareti olmayan gözü dönmüş caniler içeriye acımasızca kurşun yağdırdı. Kapının açılmasıyla birlikte sıkılan o kalleş kurşunların ilk hedefi küçücük Cemal oldu. Hemen arkasında duran babası Kemal Çalışkan ve dedesi Ramazan Ünlü de hain namluların hedefi haline geldi.
GÖZTEPE’DE YAŞAM MÜCADELESİ VE ARŞA YÜKSELEN MELEK
11 yaşındaki Cemal Çalışkan, o minik bedenine isabet eden ağır mermilerle olay yerinde şehadet şerbetini içti. O, daha büyümeden, vatanın kara sevdasına kurban giden en masum şehitlerimizden biri oldu. Aynı saldırıda ağır yaralanan babası Kemal ve kasığından vurulan dedesi Ramazan Ünlü, kanlar içinde SSK Göztepe Hastanesi’ne kaldırılarak tedavi altına alındı. Bir yuvanın huzuru, iki katilin sıktığı kahpe kurşunlarla darmadağın edilmişti.
KARTAL TOPRAĞINDA SÖNMEYECEK BİR LEKE, ARŞTA BİR MELEK
Cemal Çalışkan; oyun oynıyacağı, defterlerine resimler çizeceği yaşta, Kartal sokaklarında aziz kanıyla bir hürriyet ve masumiyet destanı yazdı. O, arkasında eğilmiş bir aile değil, katillerin ve onlara alkış tutanların yüzüne kıyamete kadar bir şamar gibi çarpacak bir utanç vesikası bıraktı.
"Cemal Çalışkan; 11 yaşında, kapıyı neşeyle açarken cennetin en mukaddes kapısını aralayan bir çocuk şehidimizdir. O’nun Gülsuyu’nda dökülen masum kanı, Türk milliyetçiliği davasının göğsünde ebediyen parlayacak en temiz, en acı onur madalyasıdır."