"Bazı eller toprakla haşır neşir olur, tohum eker, rızık üretir ama günü geldiğinde vatanın istikbaline sarsılmaz bir temel taş olur. İbrahim İkiz, Osmaniye’nin bereketli topraklarında ter döken, köylüsüne ve davasına adanmış gencecik bir iman neferiydi."
ÇONA KÖYÜNÜN ASİL EVLADI: TOPRAKTAN OCAĞA UZANAN BİR HAYAT
1955 yılında Osmaniye’nin Çona köyünde dünyaya gözlerini açtı İbrahim İkiz. 7 kardeşli, birbirine kenetlenmiş asil bir Anadolu ailesinin ferdiydi. İlkokulu kendi köyünde bitirdikten sonra babasının omuz başındaki yerini aldı ve çiftçiliğe başladı. Vatan borcu olan askerlik görevini Sivas’ta şerefiyle tamamlayıp köyüne döndüğünde, zihninde ve yüreğinde çok daha büyük ülküler taşıyordu. O, sadece tarlada saban süren bir çiftçi değil; Çona köyünde etrafına topladığı vatansever gençlerle birlikte Ülkü Ocakları’nın bir şubesini açabilmek için gece gündüz demeden çalışan, kendini yetiştirmiş idealist bir sivil liderdi.
BİR ANADOLU DÜĞÜNÜ VE KARANLIK REJİSÖRLERİN PUSUSU
Takvimler 30 Nisan 1977 tarihini gösteriyordu. Çona köyünde şenlikli, davullu zurnalı bir arkadaşının düğünü vardı. İbrahim İkiz, bu mutlu günü daha da anlamlı kılmak ve köylüsüne millî bir coşku yaşatmak amacıyla Osmaniye Ülkü Ocakları’nın Folklor Ekibi’ni köye davet etmişti. Gençlerin yiğitçe sergilediği folklor gösterileri büyük bir coşkuyla izlenirken, köy meydanı bir anda karanlığa gömüldü; elektrikler sinsice kesilmişti.
KALLEŞÇE KURULAN ELEKTRİK TUZAĞI VE ŞEHADET
Köyün her köşesini iyi bilen ve düğünün selametini düşünen İbrahim İkiz, karanlığı dağıtmak ve şenliği devam ettirmek amacıyla hemen elektrik direğindeki ana şaltere doğru koştu. Ancak mertçe karşısına çıkmaya cesaret edemeyen, bir köy düğünündeki millî coşkudan bile fena halde rahatsız olan karanlık odaklar, oraya alçakça bir tuzak kurmuşlardı.
Şalterin koluna gizlice kısa devre yapacak ölümcül bir kablo bağlanmıştı. İbrahim, karanlığı aydınlatmak için elini şaltere uzattığı o meşum saniyede yüksek elektrik akımına kapıldı. Gözü dönmüş hainlerin sinsice hazırladığı bu kalleş tertip neticesinde, henüz 22 yaşındaki bu yiğit fidan olay yerinde şehadet şerbetini içti.
OSMANİYE TOPRAĞINDA SÖNMEYECEK BİR IŞIK
İbrahim İkiz; tarlasındaki buğdayı yeşerteceği, köyüne Ülkü Ocakları sancağını dikeceği yaşta, kalleş bir tuzakla aramızdan koparıldı. O, arkasında diz çökmüş bir gençlik değil, onun düğün yarım kalan aziz hatırasını kıyamete kadar yaşatmaya yeminli binlerce ülküdaş bıraktı. Çona köyünün gururu olan İbrahim, adını Türk milliyetçiliği tarihine bir fedakârlık ve şeref abidesi olarak yazdı.
"İbrahim İkiz; köyünün karanlığını dağıtmak için elini şaltere uzatırken cennetin en mukaddes ışığına kavuşan bir iman devidir. O’nun adı, Osmaniye’nin bereketli topraklarında esen rüzgarda, hainlerin tuzaklarını boşa çıkaran sönmez bir istiklal meşalesi olarak ebediyen yaşayacaktır."