"Bazı ömürler; gurbet ellerde helal bir ekmek davasıyla başlar, yeni kurulmuş bir yuvanın taze umutlarıyla harmanlanır ve vatan toprağına en mukaddes harç olur. Fikret Efe, alnının teriyle ekmeğini taştan çıkaran, tehditlere boyun eğmeyen 20 yaşında bir inanç abidesiydi."
ÇANKIRI’DAN KARTAL’A UZANAN BİR HELAL EKMEK MÜCADELESİ
1959 yılında Çankırı’nın Çayırpınar köyünde dünyaya gözlerini açtı Fikret Efe. Anadolu’nun bükülmez bilekli, dürüst insanlarının yetiştiği o topraklardan, ailesiyle birlikte İstanbul’a göç etmişti. 5 kardeşli mütevazı bir ailenin üçüncüsüydü. Kartal’ın Petrol-İş Mahallesi’nde ikamet ediyorlardı. Henüz ömrünün en güzel şafağında, yeni evlenmiş gencecik bir damattı. Geleceğe, taze yuvasına dair tertemiz hayalleri vardı; kayınpederinin kardeşiyle birlikte iskelelerde, harç teknelerinin başında inşaat işleriyle uğraşıyor, yuvasına helal lokma götürmek için gece gündüz demeden çalışıyordu.
ESENTEPE’DE BİR ÖĞLE VAKTİ VE İSKELEDE GELEN HAİN PUSU
Takvimler 30 Nisan 1979 tarihini gösteriyordu. Saat 14.00 sularında, Kartal Esentepe Mahallesi’ndeki bir inşaatta, alnından süzülen terle ekmeğini kazanıyordu Fikret Efe. Ancak elleri nasırlı bir işçinin Türk milliyetçisi duruşundan, o taze yuvanın helal rızkından bile fena halde rahatsız olan şer odakları iş başındaydı. Mertçe karşı karşıya gelmeye cesaret edemeyen gözü dönmüş devrimci solcu-komünist militanlardan oluşan bir güruh, inşaata kalleşçe bir silahlı baskın düzenledi.
ZEYTİNLİKLERE KAÇAN KORKAKLAR VE KARDEŞİNİN KOLLARINDA ŞEHADET
Sokakları yankılatan kalleş silah sesleri altında, Fikret Efe’nin mübarek bedenine tam 8 mermi isabet etti. Kanlar içinde yere yığılan bu yiğit fidanın karşısında duramayan korkak katiller, Esentepe yönündeki zeytinliklerin içine doğru kaçarak izlerini kaybettirmeye çalıştılar. Devletin polisi olay yerine ancak 40 dakika sonra ulaşabilirken, abisinin vurulduğunu duyup inşaata ilk koşan, canından parça olan kardeşi Emrullah’tı. Fikret Efe, kardeşinin kollarında, damarlarından süzülen aziz kanın durdurulamaması sonucu aşırı kan kaybından şehadet şerbetini içti. Yeni kurduğu yuvası öksüz, Çankırı’daki baba ocağı ise yasta kalmıştı.
KARTAL TOPRAĞINDA SÖNMEYECEK BİR İMAN MÜHRÜ
Fikret Efe; inşaat iskelesindeki işçi tulumunun içinden sıyrılıp şehitlik kefenine bürünürken arkasında gözü yaşlı taze bir eş ama davasıyla gurur duyan binlerce ülküdaş bıraktı. O, bedenine saplanan 8 kurşuna rağmen sancağı yere düşürmeyen, Kartal’ın sokaklarında dürüstlüğe ve davaya olan sadakate kanıyla şahitlik eden bir yiğit oldu.
"Fikret Efe; elindeki malayı, taze evlilik hayallerini ve gencecik ömrünü inşaat tahtaları üzerinde vatanın bekasına feda eden bir iman devidir. O’nun bedenine saplanan 8 kurşun, bugün Türk milliyetçiliği tarihinin göğsünde parlayan şerefli birer istiklal nişanesidir."