"Bazı ömürler gurbet boyu sürgünle başlar ama nihayeti vatan toprağının en mukaddes harcına karışmaktır. Turgay Dumanli, henüz 19 yaşında bir fidan iken tehditlere boyun eğmeyen, Kars’ın ayazından İstanbul’un kalbine uzanan bir adanmışlık abidesiydi."
KARS’IN YİĞİT EVLADI: BASKILARA EĞİLMEYEN BİR BAŞ
Kars’ın serhat topraklarında, millî ve manevi değerleri her şeyin üstünde tutan asil bir ailede dünyaya gözlerini açtı Turgay Dumanlı. İki kardeşin büyüğü, ailesinin istikbal umuduydu. Kars Dede Korkut Eğitim Enstitüsü’nde okuyor, geleceğin şerefli bir öğretmeni olmak için gün sayıyordu. Aynı zamanda Kars Ülkücü Gençlik Derneği Yönetimi’nde aktif görev alarak, serhat boylarında Türk milliyetçiliğinin sarsılmaz bayraktarlığını yapıyordu. Ancak o karanlık dönemde, okul sıralarında vatanı savunmanın bedeli ağırdı; gözü dönmüş komünist militanların amansız baskıları ve can güvenliği tehditleri sebebiyle tahsilini yarıda bırakmak zorunda kaldı.
SERHATTAN AZİZ İSTANBUL’A UZANAN GURBET HİKAYESİ
Baskıların ardı arkası kesilmeyince, Dumanlı ailesi taze fidanlarını korumak ve yeni bir hayat kurmak amacıyla İstanbul’a göç etmek zorunda kaldı. Tarihi yarımadanın bağrında, Gedikpaşa semtinde mütevazı bir yuvaya yerleştiler. 19 yaşındaki Turgay, ailesinin yükünü omuzlamak ve helal lokmasını kazanmak üzere Beyazıt-Gedikpaşa civarındaki bir gıda pazarında işe girdi. O, Kars’taki okul sırasını bırakmış olsa da, kalbindeki sarsılmaz ülküleri ve haysiyetli duruşunu İstanbul’un sokaklarına da beraberinde taşımıştı.
BEYAZIT’TA HAİN BİR AKŞAMÜSTÜ VE SOKAKTA GELEN PUSU
Takvimler 30 Nisan 1979 tarihini gösteriyordu. Turgay Dumanlı, her zamanki gibi ekmek teknesi olan gıda pazarında alın teri döküyor, ailesine helal rızık götürmek için çalışıyordu.
Ancak Kars’tan İstanbul’a kadar uzanan o temiz yürüyüşü hazmedemeyen, karanlıktan beslenen komünist militanlar bu gencecik işçi yiğidin izini İstanbul’da da bulmuştu. Mertçe karşı karşıya gelmeye cesaret edemeyen hainler, çalıştığı gıda pazarını basarak kalleşçe bir silahlı saldırı düzenlediler.
EDİRNEKAPI’DA EBEDİ NÖBET
Hainlerin namlularından çıkan kalleş kurşunların hedefi olan Turgay Dumanlı, henüz 19 yıllık ömrünün en taze şafağında, ekmek teknesinin başında şehadet şerbetini içti. Kars’ta yarım bırakılan öğretmenlik hayali, İstanbul’un şerefli topraklarında sonsuz bir şehadet destanına dönüştü. Aziz naaşı, dualarla ve tekbirlerle, İstanbul’un manevi muhafızlarının bağrında yattığı Edirnekapı Mezarlığı’nda toprağa verildi.
SÖNMEYECEK BİR SERHAT MEŞALESI
Turgay Dumanlı; okulundan sürgün edilmesine, gurbet ellerde rızkının peşinde koşmasına rağmen, kalbindeki Türk-İslam ülküsünden bir milim bile taviz vermeyen sarsılmaz bir irade abidesiydi. O, arkasında diz çökmüş bir aile değil, katillerin yüzüne bir şamar gibi çarpacak onurlu bir miras ve onun izinden yürümeye yeminli binlerce ülküdaş bıraktı.
"Turgay Dumanlı; Kars’tan İstanbul’a kadar sürülen ama vatan sevdası hiçbir şehre sığmayan 19 yaşında bir ülkü devidir. O’nun adı, Gedikpaşa sokaklarında dökülen kanıyla, Edirnekapı’nın şerefli bağrında bir onur mührü olarak ebediyen yaşayacaktır."