"Alın teriyle vatan sevdasını harmanlayanlar için davanın her sahası, helal bir rızık kapısı ve mukaddes bir nöbet yeridir. Mehmet Bayır, hem ekmeğinin hem de ülkülerinin peşinde koşan bir devdi."
SAMSUN’UN ÇALIŞKAN EVLADI: BİR EMEK VE İMAN ABİDESİ
Samsun’un bereketli topraklarında doğan, hayatı boyunca boş durmayı kendine yakıştırmayan bir yiğitti o. Mehmet Bayır, elleri nasırlı bir işçiydi; helal rızkını kazanırken kalbinde vatan aşkını, zihninde ise Türk-İslam ülküsünü taşıyordu. O, davanın sadece sözünü söyleyenlerden değil, bizzat neferi olarak en ön safta ter dökenlerdendi. Zaman akıp gitse de, hatıralardan kalan o karede, sol başta vakur duruşuyla bakan o çehre, sarsılmaz bir inancın dilsiz vesikasıydı.
BOZKURT YÜREKLİ BİR İŞÇİ: SESSİZ VE DERİN MÜCADELE
Çeşitli işlerde çalışarak hayatın yükünü omuzlayan Mehmet, aynı zamanda Ülkücü mücadelenin sarsılmaz bir kalesiydi. Onun için çalışmak sadece bir geçim derdi değil, milletine hizmet etmenin bir başka yoluydu. Hareketin her kademesinde bir nefer olarak yer aldı, duruşuyla çevresindekilere cesaret ve güven aşıladı. Fotoğraflarda yan yana duran o inanmış adımların en önünde, her daim davasının yükünü sırtlamaya hazır bekliyordu.
YENİDOĞAN’DA KARANLIK BİR BASKIN: DURMUŞ’UN KAHVEHANESİ
3 Mayıs 1979... Türk milliyetçileri için anlamı büyük olan Türkçülük Günü’nün hemen ardından, Samsun’un Yenidoğan Mahallesi’nde hüzünlü bir akşam yaşanıyordu. Mehmet Bayır, her zamanki gibi ülküdaşlarıyla bir araya gelmiş, memleket meselelerini ve davanın geleceğini konuşmak üzere "Durmuş’un Kahvehanesi"nde oturuyordu. O meclis, kardeşliğin ve sarsılmaz bir bağın adresiydi.
HAİN PUSU VE ŞEHADET ŞERBETİ
Huzur dolu bu sohbet ortamı, gözü dönmüş 6 devrimci solcu-komünist militanın kahpe baskınıyla bir anda savaş alanına döndü. Kahvehaneyi kurşun yağmuruna tutan hainler, silahsız ve savunmasız insanlara karşı canice saldırdı.
Mehmet Bayır, vücuduna isabet eden kurşunlarla oracıkta ağır yaralandı. Kader arkadaşı Cengiz Kurt ile birlikte, diz dize oturdukları o masadan şehadet makamına el ele yürüdüler. O kanlı baskında 13 ülküdaşımız daha yaralanırken, Mehmet ve Cengiz, Samsun’un sönmeyecek meşaleleri olarak tarihe geçtiler.
EBEDİ NÖBETİN ADI
Mehmet Bayır, işçi tulumunun içinde bir kahraman yüreği taşıyordu. O gün sadece bir işçi değil, vatanın bekası için canını siper eden bir kale düştü toprağa. O siyah beyaz karelerde sol başta asaletle gülümseyen o yüz, Samsun’un sokaklarında dürüstlüğe ve davaya olan sadakate şahitlik etmeye ebediyen devam edecektir.
"Mehmet Bayır ve Cengiz Kurt; aynı masada başladıkları sohbeti, cennetin en güzel köşesinde tamamladılar. O karede sol başta duran o yiğit, Samsun’un göğsüne takılmış silinmez bir istiklal nişanesidir."