"Bazı dükkânlar vardır ki, vitrinindeki tezgâhtan ziyade içerisindeki hasbıhal ve omuz omuza duruşla bir davanın kalesine dönüşür. Salih Özen, Gaziantep’te kalem tutan elini memleketin aydınlık yarınlarına adayan, ancak Diyarbakır’da kalleş pusuların hedefi olan 23 yaşında bir iman abidesiydi."
ELAZIĞ’IN YİĞİTLİĞİNDEN DİYARBAKIR’IN ÇETİN SOKAKLARINA
Aslen Elazığ’ın Maden ilçesinin mert topraklarında doğan, ailesiyle birlikte Diyarbakır’da ikamet eden gencecik bir vatan evladıydı o. Salih Özen, henüz 23 yaşındaydı. Gaziantep Eğitim Enstitüsü son sınıfında okuyor, memleket evlatlarına ışık olacak şerefli bir öğretmen olmak için gün sayıyordu. Tahsil hayatındaki azminin yanında, kalbinde Türk-İslam ülküsünün sönmez meşalesini taşıyan vakur bir neferdi.
BAĞLAR SEMTİNDE BİR AKŞAMÜSTÜ VE HAİN BASKIN
Takvimler 6 Haziran 1979 tarihini gösteriyordu. Salih Özen, Diyarbakır’ın Bağlar semtinde ailelerine ait olan elektrikçi dükkânında ülküdaşları ve küçük kardeşleriyle bir araya gelmiş, dükkânın sıcaklığında sohbet ediyordu.
O esnada, mertçe yüzleşmeye cesaretleri olmayan, Diyarbakır’da Türk milliyetçilerinin varlığından ve bir arada duruşundan fena halde rahatsız olan gözü dönmüş komünist militanlar dükkânı kalleşçe bastılar. Silahsız ve savunmasız insanların üzerine haince kurşun yağdırdılar.
DÜKKÂN TEZGÂHINDA GELEN ŞEHADET VE 13 YAŞINDAKİ GONCA GÜL
Sokakları yankılatan yaylım ateşi altında, kalleş kurşunların hedefi olan 23 yaşındaki üniversite öğrencisi Salih Özen, dükkânın içinde acımasızca şehit edildi. Aynı hain saldırıda, henüz hayatının baharında olan 13 yaşındaki Ahmet Efe de ağır yaralandı. Küçük Ahmet, kaldırıldığı hastanede tam 13 gün boyunca hayata tutunmaya çalıştıysa da, o körpe bedeni kurşunların ağırlığına dayanamadı ve 13 gün sonra ağabeyi Salih’in arkasından şehadet şerbetini içti. Saldırıda Ahmet Efe’nin ağabeyleri, Taşmedreseli Mehmet Efe ve Taşmedreseli Mahmut Efe de hafif yaralarla bu kalleş tertipten kurtuldular.
MORGDAN DÖNEN YİĞİT: YAHYA KEMAL’İN SIRA DIŞI DİRENİŞİ
Aynı kanlı baskında, şehidimiz Ömer Atılgan’ın oğlu Yahya Kemal Atılgan da hain mermilerin hedefi oldu. Sırtına ve bacağına isabet eden kurşunlarla karaciğeri parçalanan Yahya Kemal, o ağır yaralarına rağmen kahpece kaçan teröristlerin peşinden koştu. Ancak bedeni bu acıya daha fazla dayanamadı ve yolda bayılarak yere düştü. Hastaneye kaldırıldığında öldü zannedilerek soğuk morga atıldı.
Fakat Yüce Allah'ın mucizesi ve bir ananın, yengenin teslim olmayan yüreği devreye girdi. Hastaneye koşan annesi ve yengesi, morgdaki evlatlarının cansız bedenine bakarken nefes aldığını fark ettiler. Hemen ameliyata alınan Yahya Kemal Atılgan, adeta ölümün kıyısından dönerek hayata yeniden tutundu ve hainlerin hevesini kursağında bıraktı.
DİYARBAKIR TOPRAĞINDA SOLMAYACAK İKİ FİDAN
Salih Özen ve küçük Ahmet Efe, Bağlar semtindeki o küçük elektrikçi dükkânından cennetin en mukaddes köşesine el ele yürüdüler. Onlar, Diyarbakır’ın çetin ikliminde bölücü ve komünist barbarlığa karşı canlarıyla set çeken birer onur abidesi oldular.
"Salih Özen ve Ahmet Efe; Diyarbakır’da mukaddes bir sofrada vurulan, biri üniversite sıralarında, diğeri henüz çocuk yaşta bayraklaşan iki ülkü devidir. O’nun ve küçük Ahmet’in adı, Bağlar semtinde esen rüzgarda, sönmeyecek bir iman mührü ve Türk milliyetçiliğinin ebedi sancağı olarak sonsuza dek yaşayacaktır."